<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Trabzonspor Haberleri, Trabzon’un sesi, güvenilir haberin adresi!</title>
                      <link>https://www.taka61.net/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.taka61.net/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Trabzonspor’un en güncel haberleri, Trabzon’dan son dakika gelişmeleri, Türkiye ve dünyadan öne çıkan haberlerle sizinle I Taka61Net</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sun, 10 May 2026 00:17:44 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Trabzonspor Haberleri, Trabzon’un sesi, güvenilir haberin adresi! - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Trabzonspor Haberleri, Trabzon’un sesi, güvenilir haberin adresi!</copyright><item><title><![CDATA[Sağlık'tan Hantavirüs açıklaması: Türkiye’de pozitif vaka yok!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok-52458.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok-52458.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, son günlerde kamuoyuna yansıyan hantavirüs iddialarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağık Bakanlığ bünyesindeki Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, kamuoyunda gündem olan hantavirüs iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık, Türkiye’de şu ana kadar doğrulanmış herhangi bir hantavirüs vakasının bulunmadığını bildirdi.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, son günlerde kamuoyuna yansıyan hantavirüs iddialarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, sürecin bilimsel esaslar doğrultusunda yakından takip edildiği belirtilerek, Türkiye’de şu ana kadar pozitif bir vakaya rastlanmadığı ifade edildi.

Genel Müdürlük tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların yalnızca resmî makamlarca yapılan bilgilendirmeleri dikkate alması gerektiği vurgulanırken, doğrulanmamış bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, halk sağlığını tehdit edebilecek bulaşıcı hastalıklara karşı tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarının tüm birimlerle kesintisiz sürdürüldüğü kaydedildi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık'tan Hantavirüs açıklaması: Türkiye’de pozitif vaka yok! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 May 2026 13:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/08052026201730_b0e5972d0d24053fd9fff0d8879da63c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/08052026201730_b0e5972d0d24053fd9fff0d8879da63c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/08052026201730_b0e5972d0d24053fd9fff0d8879da63c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Astımın 4 Belirtisine Dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-astimin-4-belirtisine-dikkat-52393.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-astimin-4-belirtisine-dikkat-52393.html</link>
                    <description><![CDATA[Astımın 4 Belirtisine Dikkat!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Astım, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan, ataklarla seyreden kronik bir solunum yolu hastalığı olarak tüm yaş gruplarını etkileyen en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Hava yolu duvarlarında mikrobik olmayan iltihap sonucu gelişen şişlik, nefes almayı zorlaştırırken; hastalık zaman zaman alevlenmelerle seyrederek yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor.

Dünya genelinde görülme sıklığı ülkelere göre yüzde 1- 18 arasında değişen astımın, gelişmiş ülkelerde daha yaygın görüldüğü biliniyor. Türkiye’de ise erişkinlerde astım görülme sıklığının yüzde 6- 11 arasında olduğu belirtiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. A. Füsun Ülger, "5 Mayıs Dünya Astım Günü” nedeniyle, astım hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi vererek, hastalığın doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini vurguladı.

Astım habercisi olan bu 4 belirtiyi ihmal etmeyin!

Astımın en yaygın belirtileri arasında şunlar vardır;

Tekrarlayan nefes darlığı,&nbsp; Nefes alıp verirken hırıltı ya da ıslık sesi, Göğüste baskı hissi, İnatçı öksürük&nbsp;

Özellikle egzersiz sonrası, soğuk havaya maruziyetle ya da belirli tetikleyicilerle ortaya çıkan bu belirtiler göz ardı edilmemelidir. Her öksürük basit bir durum olmayabilir. Tekrarlayan ve belirli koşullarda artan solunum yakınmaları astım açısından değerlendirilmelidir.&nbsp;

Atakları birçok faktör tetikleyebiliyor

Astım ataklarının gelişiminde hem kişisel hem çevresel faktörler rol oynuyor. Genetik yatkınlık, cinsiyet ve obezite bireysel risk faktörleri arasında yer alırken; polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, bazı ilaçlar ve beslenme tarzı çevresel riskler arasında yer alıyor. Mevsim geçişleri, iklim değişikliği ve hava kirliliği de astım belirtilerini artırabilen önemli unsurlar arasında bulunuyor. Özellikle polen dönemlerinde ve hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde astım hastalarının daha dikkatli olması gerekiyor.&nbsp;

Sigara, obezite ve yanlış ilaç kullanımı astım kontrolünü zorlaştırıyor

Astımı tamamen kontrol altında olan hasta sayısı dünyada ve ülkemizde hala istenen düzeyde değildir. 4 astımlıdan biri yılda bir kez astım alevlenme (atak) nedeniyle acil servise başvurmaktadır. Astım kontrolünü güçleştiren etkenler arasında ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılmamasının yanı sıra, sigara dumanı, alerjenler ve kimyasallar gibi tetikleyicilere maruz kalmak ve obezite sayılabilir. Ülkemizde astımlı hastaların %10’undan fazlasının sigara içmekte olduğu ve %30-40’nın obez olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalarda sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir.

Astımlı bir hastanın gündüzleri astım yakınmasının bulunmaması, gece astım nedeni ile uykudan uyanmaması, hastalığı tedavi eden ve kontrol altında tutan ilaçları kullanırken ayrıca sık olarak hızlı etkili nefes açıcı ilaçlara gereksiniminin olmaması, nefes ölçüm testlerinin normal olması ve günlük işlerini engellenmeden yapabilmesi hastalığın tam kontrol altında olduğunu göstermektedir. &nbsp;

Astım konusunda bu noktalar önemli!

Diğer hastalıkların incelenmesi:&nbsp;Astıma eşlik eden ve astımla karışan hastalıkların gözden geçirilmesi.&nbsp; Çevre faktörü:&nbsp;Hastanın tetikleyici faktörlerden uzak durması için yeterli önlemlerin alınması.&nbsp; İlaç uyumu:&nbsp;Hastanın kendisine önerilen ilaçları uygun dozlarda alıp almadığı.&nbsp; Teknik uyum:&nbsp;Hastanın inhaler ilaçlarını doğru teknikle alıp almadığı.&nbsp; Atopi incelemesi:&nbsp;Astım hastalığının atopik bireylerde ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Çocuklarda astımın %80’i alerjik iken, erişkinlerde bu oran %50 civarında olması astım tanısı araştırılırken atopik incelemenin önemini ortaya koymaktadır.&nbsp; Basamak tedavisi ve uzman doktor takibi:&nbsp;Uzman doktor tarafından düzenli kontrollerinin yapılmaması ve basamak tedavisine uyulmaması önemli bir sorundur. Astım kronik bir hastalıktır ve çoğu zamanda kronik tedaviye gereksinim vardır.

Tedavide amaç yalnızca atakları durdurmak değil, önlemek

Güncel astım tedavisinde temel hedef; hava yolu iltihabını baskılamak, semptomları azaltmak ve atak gelişimini önlemek. Bu doğrultuda tedavide kontrol edici ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlar birlikte değerlendiriliyor. İnhale kortikosteroidler, kombine inhaler tedaviler ve lökotrien reseptör antagonistleri sık kullanılan kontrol edici tedaviler arasında yer alırken; hızlı etkili nefes açıcı ilaçlar ani semptomlarda rahatlama sağlayabiliyor. Ancak yalnızca kurtarıcı ilaç kullanımına dayalı yaklaşımı doğru değil, sık ihtiyaç duyulması astımın iyi yönetilmediğinin göstergesi olabilmektedir.

Günlük yaşam alışkanlıkları tedavinin bir parçası

Astım yönetiminde yalnızca ilaçlar değil yaşam tarzı da önemli rol oynuyor. Ev içi alerjen yükünün azaltılması, düzenli temizlik yapılması, toz birikiminin önlenmesi, tahriş edici kimyasallardan uzak durulması ve sigara dumanından korunma öneriliyor. Temizlikte yoğun kimyasal içeren ürünler yerine daha az tahriş edici, kokusuz ve hipoalerjenik ürünlerin tercih edilmesi de hassas hava yolları açısından önem taşıyor.

Egzersiz ve beslenme astım kontrolünü destekliyor

Uygun egzersiz ve sağlıklı beslenme, astım kontrolüne olumlu katkı sağlıyor. Düzenli fiziksel aktivitenin akciğer kapasitesini artırıyor, bağışıklığı destekliyor ve kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Yüzme, yoga, bisiklet ve kontrollü takım sporlarının astımlı bireyler için uygun seçenekler olabilirken, egzersiz planı, hekim önerileri doğrultusunda yapılması gerekiyor. Astım ihmal edilmemeli; erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabileceği unutulmamalıdır.

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Astımın 4 Belirtisine Dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 05 May 2026 08:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/05052026112313_893d6ee6bf42735e0ffb324ea0953101.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/05052026112313_893d6ee6bf42735e0ffb324ea0953101.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/05052026112313_893d6ee6bf42735e0ffb324ea0953101.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Yönetmeliği yenilendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-52259.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-52259.html</link>
                    <description><![CDATA[- Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarına ilişkin yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile uygulama alanları, yetki şartları ve denetim mekanizmaları yeniden belirlendi.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarına ilişkin yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı.

Düzenleme ile bu alandaki uygulamaların kapsamı, kimler tarafından ve hangi şartlarda yapılabileceği detaylı şekilde tanımlandı. Yeni yönetmeliğe göre GETAT uygulamaları yalnızca Bakanlıkça yetkilendirilmiş merkez ve ünitelerde, sertifikalı hekimler ve diş hekimleri tarafından gerçekleştirilebilecek. Yetkisiz kişi ve kuruluşların uygulama yapmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

BİLİM KOMİSYONU OLUŞTURULACAK

Yönetmelik kapsamında, uygulama alanlarını belirlemek ve bilimsel değerlendirmeler yapmak üzere bir “Bilim Komisyonu” kurulacak. Komisyon, uygulamaların endikasyonları, olası yan etkileri ve yeni yöntemlere ilişkin görüş bildirecek.

Düzenlemede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin modern tıbbın yerine geçemeyeceği açıkça vurgulandı. Buna göre uygulayıcılar, yapılan işlemlerin mevcut tedavinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu hastaya anlatmak ve bunu kayıt altına almakla yükümlü olacak.

Yönetmelikle birlikte uygulama merkezleri ve üniteleri düzenli denetime tabi tutulacak. Yapılan tüm işlemler kayıt altına alınacak ve hasta verileri ilgili mevzuata uygun şekilde korunacak. Ayrıca uygulamalara bağlı gelişebilecek olumsuz etkilerin 24 saat içinde Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olacak.

ÜCRETLER VE BİLGİLENDİRME ŞARTI

Kamu sağlık tesislerinde uygulanacak ücretler Bakanlık tarafından belirlenirken, özel sağlık kuruluşlarında hastaların işlem öncesinde yazılı olarak bilgilendirilmesi zorunlu hale getirildi. Gerekli görülmesi halinde özel sektör için taban ve tavan ücretler de belirlenebilecek. Yeni düzenleme ile 2014 tarihli önceki yönetmelik tamamen yürürlükten kaldırıldı. Sağlık Bakanlığı, yapılan değişikliklerle birlikte GETAT uygulamalarının daha güvenli, denetlenebilir ve bilimsel çerçevede yürütülmesi amaçlandı.

Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Yönetmeliği yenilendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 07:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/28042026102347_2aa956531d904b63862ea2dd0ea6d4a1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/28042026102347_2aa956531d904b63862ea2dd0ea6d4a1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/28042026102347_2aa956531d904b63862ea2dd0ea6d4a1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SGK’ya yurt dışından ilaç alımı için yeni usul ve esaslar belirlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi-52207.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi-52207.html</link>
                    <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurt dışından yapacağı özel nitelikteki ilaç ve tıbbi ürün alımlarında yeni bir düzenlemeye kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (h) bendi kapsamında yurt dışından gerçekleştireceği beşerî tıbbî ürün (ilaç) alımları ve bunlara ilişkin hizmet alımlarının usul ve esasları Resmi Gazete’de yayımlandı.

ANKARA (İGFA) - Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurt dışından yapacağı özel nitelikteki ilaç ve tıbbi ürün alımlarında yeni bir düzenlemeye kavuştu.

Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 11190) ile “Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (h) Bendi Kapsamında Yurt Dışından Gerçekleştirilecek Beşerî Tıbbî Ürün Alımları ve Bunlara İlişkin Hizmet Alımlarına Dair Usul ve Esaslar” yürürlüğe girdi.

Karar, SGK’nın kamusal ihale kurallarının dışında tutulan (h) bendi kapsamında, yurt dışından temin edeceği beşerî tıbbi ürünler (ilaçlar) ile bu alımlara bağlı hizmetlerin (lojiistik, gümrük, depolama vb.) nasıl gerçekleştirileceğini belirliyor. Bu düzenleme, özellikle yurtiçinde bulunmayan veya tedariki zor olan kritik ilaçların SGK tarafından daha hızlı ve etkin şekilde temin edilmesini amaçlıyor. Kararda alım süreci, fiyat araştırması, sözleşme koşulları, ödeme usulleri ve denetim mekanizmalarına ilişkin detaylı hükümler yer aldı.

SGK’nın bu kapsamdaki alımları, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun genel ihale prosedürlerinden muaf tutulurken, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi hedeflendi.

Söz konusu Cumhurbaşkanı kararının detayına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SGK’ya yurt dışından ilaç alımı için yeni usul ve esaslar belirlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/24042026140726_5eebada1d1dd9fd185d000455d9fb4cb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/24042026140726_5eebada1d1dd9fd185d000455d9fb4cb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/24042026140726_5eebada1d1dd9fd185d000455d9fb4cb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanserle mücadelede 72 ilaç daha geri ödeme listesinde]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde-51828.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde-51828.html</link>
                    <description><![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle önemli bir adım attıklarını duyurdu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı.

ANKARA (İGFA) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle önemli bir adım attıklarını duyurdu.

&nbsp;

Kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaçlara ve tedavi yöntemlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla geri ödeme listesinin kapsamı genişletildi.

&nbsp;

Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kanser başta olmak üzere birçok hastalıkla mücadelede kullanılan ilaçlara erişimi kolaylaştırıyoruz” diyerek, hastaların tedavi süreçlerini desteklemek adına önemli bir yeniliği duyurdu.

&nbsp;

SGK aracılığıyla yapılan düzenleme ile 69'u yerli üretim olmak üzere toplamda 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini belirten Bakan Işıkhan, bu adımın, tedavi sürecinde olan hastalar için önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak, hastalara şifa olmasını diledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanserle mücadelede 72 ilaç daha geri ödeme listesinde - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/01042026161437_3684d0ee74d2146e7ba34d124bc3f8ff.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/01042026161437_3684d0ee74d2146e7ba34d124bc3f8ff.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/01042026161437_3684d0ee74d2146e7ba34d124bc3f8ff.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diz ağrısını hafife almayın! Dizinizdeki 'çıt' sesi masum olmayabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-diz-agrisini-hafife-almayin-dizinizdeki-cit-sesi-masum-olmayabilir-51229.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-diz-agrisini-hafife-almayin-dizinizdeki-cit-sesi-masum-olmayabilir-51229.html</link>
                    <description><![CDATA[Diz ağrısı çoğu zaman “zorlanma” ya da “geçici incinme” olarak görülüp ihmal ediliyor. Oysa gençlerde genellikle spor sırasında ortaya çıkan menisküs yırtığı, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzmanlara göre menisküs yırtığı artık sadece profesyonel sporcuların değil, aktif yaşam süren herkesin riski. Erken tanı ise dizde kalıcı hasarı önlemede kritik rol oynuyor.

İSTANBUL (İGFA) - Diz ağrısı çoğu zaman “zorlanma” ya da “geçici incinme” olarak görülüp ihmal ediliyor. Oysa gençlerde genellikle spor sırasında ortaya çıkan menisküs yırtığı, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtığının tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğine dikkat çekti. “Menisküs yırtığı; sürekli ya da hareketle artan diz ağrısına, dizin bir pozisyonda takılı kalmasına, çömelme, merdiven inip çıkma ve spor yapma gibi günlük aktivitelerde zorlanmaya neden olabilir. Uzun vadede ise kıkırdak aşınmasına ve kireçlenmeye (osteoartrit) yol açabilir. Spor yapan kişiler diz ağrılarını asla ihmal etmemeli” uyarısında bulunuyor.

BU BELİRTİLERDEN BİRİ BİLE VARSA DİKKAT

Menisküs yırtığının en sık görülen belirtilerinin dizde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Burak Özturan, "Bazı hastalar yaralanma anında diz içinden “çıt” sesi geldiğini ya da kopma hissi yaşadıklarını ifade ediyor. İlk gün belirginleşen ağrı ve şişlik en sık tablo olurken, bazen de yalnızca dizde bükme-düzleştirme zorluğu, merdiven inerken artan ağrı ya da takılma-kilitlenme hissi görülebiliyor. Eğer ani hareket sonrası ağrı ve şişlik oluştuysa ,dizde kilitlenme veya takılma hissi varsa, bir haftadan uzun süren ve dinlenmeyle geçmeyen ağrı mevcutsa, merdiven inip çıkarken batma oluyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır" dedi.

Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtıklarının erkeklerde kadınlara göre yaklaşık üç kat daha fazla görüldüğünü belirterek, bunun en önemli nedeninin futbol ve basketbol gibi ani dönme ve zıplama içeren sporların erkekler tarafından daha yoğun yapılması olduğunu söyledi. Doç. Dr. Özturan, menisküsün kanlanması iyi olan dış kısmındaki küçük yırtıklar, özellikle genç hastalarda dinlenme ve destekleyici tedavilerle iyileşebildiğine dikkati çekti.

&nbsp;

MENİSKÜS YIRTIKLARINI ÖNLEMEK İÇİN 7 ÖNEMLİ KURAL

Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtıklarını önlemek için dikkat etmeniz gereken 7 kuralı şöyle sıraladı:

Spor sırasında ısınma ve soğuma egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin. Diz çevresindeki kaslarınızı (özellikle kuadriseps ve hamstring) güçlendirerek dizlere binen yükleri azaltın. Zeminin yaptığınız spora uygun olmasına dikkat edin. Yaptığınız spora uygun ayakkabı kullanın. Dize ekstra yük oluşturacağı için fazla kilolarınızdan kurtulun. Ağır yük kaldırırken veya ani hareketler yaparken dikkatli olun. Ağrıya neden olan hareketlerden kaçının.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diz ağrısını hafife almayın! Dizinizdeki 'çıt' sesi masum olmayabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 06:32:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/26022026094415_3d69a750e8381d6b8ff27d7841f5d4be.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/26022026094415_3d69a750e8381d6b8ff27d7841f5d4be.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/26022026094415_3d69a750e8381d6b8ff27d7841f5d4be.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi-51216.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi-51216.html</link>
                    <description><![CDATA[ - Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle başını sürekli öne eğerek telefona bakanlar, diş hekimleri ve şoförlerin boyun fıtığına yakalanma riski daha yüksek olduğunu söyledi.

İSTANBUL (İGFA) - Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor.

Boyun fıtığının en çok 40-60 yaş arasında görüldüğünü ancak akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu sınırın 20’li yaşlara kadar gerilediğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her boyun ağrısı fıtık değildir. Çoğu zaman kas zorlanması veya duruş bozukluğu kaynaklıdır. Ancak ağrı omuz, kol ve parmak uçlarına yayılıyorsa, eşlik eden bir uyuşma veya güç kaybı varsa bu durum ciddi bir sinir basısına işaret edebilir. Özellikle ellerde ince beceri gerektiren hareketlerde zorlanma ve refleks kaybı görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı” dedi.

Hastaların en büyük korkusunun ‘boyun bölgesinden ameliyat olmak’ olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, cerrahiden kaçmanın bazen daha ağır bedelleri olabileceğini hatırlatarak, yeni nesil cerrahi yöntemlerin de hastaya ayrıca konfor sağladığını ifade etti. "Mikrocerrahi veya kapalı yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda doku hasarı yok denecek kadar azdır" diyen Prof. Dr. Göçmen, "Hastalarımız genellikle ameliyat olduğu gün ayağa kalkar, ertesi gün taburcu olur ve çok kısa sürede sosyal yaşamlarına dönerler. Artık haftalarca boyunluk takma veya yatağa bağımlı kalma devri kapandı" dedi.

Prof. Dr. Göçmen, boyun sağlığını korumak için 10 altın kuralı ve önerilerini şöyle açıkladı:

TELEFONU GÖZ HİZASINA KALDIRIN
Başınızı telefona eğmek yerine, telefonu göz hizanıza getirin.

BİLGİSAYAR KURULUMUNA DİKKAT EDİN
Ekranın üst kenarının göz hizanızda, kollarınızın ise masaya paralel olmasına özen gösterin.

SAAT BAŞI BİR MOLA VERİN
Saat başı ayağa kalkın ve boyun egzersizleri yapın.

YASTIK SEÇİMİNİ DOĞRU YAPIN
Boyun boşluğunu destekleyen, çok yüksek veya çok alçak olmayan ortopedik yastıklar tercih etmeye özen gösterin.

KLİMA VE RÜZGÂRDAN KORUNUN
Boyun kasları soğuğa karşı hassastır; doğrudan klima ve rüzgâr akımına maruz kalmayın.

AĞIR ÇANTALARI TEK OMUZDA TAŞIMAYIN
Yükü her iki omuza eşit dağıtan sırt çantalarını tercih edin.

ANİ HAREKETLERDEN KAÇININ
Boynunuzu aniden sağa sola kütletmekten vazgeçin; bu, eklemlere ve disklere zarar verir.

EGZERSİZ YAPIN
Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fıtığa karşı en güçlü kalkanınızdır.

YÜZÜSTÜ YATMAYIN
En ideal yatış pozisyonu yan veya sırt üstü yatıştır; yüzüstü yatmak boyun omurgasını zorlar.

STRESİ YÖNETİN
Stres, boyun kaslarının gerilmesine ve ağrıların kronikleşmesine neden olur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 07:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/25022026111438_1a189f40ba8ef2c027b7c5e2dd2a9e46.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/25022026111438_1a189f40ba8ef2c027b7c5e2dd2a9e46.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/25022026111438_1a189f40ba8ef2c027b7c5e2dd2a9e46.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser hastaları Ramazan’da oruç tutabilir mi?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-51156.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-51156.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusunda tek bir yanıtın olmadığını belirterek, kararın mutlaka bireysel ve tıbbi değerlendirme ile verilmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ramazan ayı yaklaşırken kanser hastalarından sıkça gelen “Oruç tutabilir miyim?” sorusu, uzmanlar tarafından bireysel ve tıbbi değerlendirme şartıyla ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, aktif tedavi gören hastalarda orucun ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi.

İSTANBUL (İGFA) - Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusunda tek bir yanıtın olmadığını belirterek, kararın mutlaka bireysel ve tıbbi değerlendirme ile verilmesi gerektiğini ifade etti.

Polat, aktif kemoterapi veya radyoterapi gören hastalar için uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlamasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi. “Yeterli kalori, protein ve sıvı alımı; bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin tolere edilebilmesi açısından hayati öneme sahip. Özellikle kilo kaybı ve iştahsızlık yaşayan hastalarda oruç mevcut tabloyu ağırlaştırabilir” dedi.

Kanserle mücadelede en önemli hedefin vücudu güçlü ve dengede tutmak olduğunu ifade eden Polat, "Oruç kararı bedeni zorlamak değil, koruyacak şekilde verilmelidir. Sağlığı korumak da dini bir sorumluluktur” dedi.

Aktif tedavisi tamamlanmış ve genel durumu iyi olan bazı hastalar için ise orucun hekim gözetiminde bireysel olarak değerlendirilebileceğine dikkati çeken Polat, bu süreçte dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:

Sıvı alımı kritik: İftar ve sahur arasında yeterli su tüketimi ihmal edilmemeli. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Protein ve kalori dengesi korunmalı: Kas kaybı ve bağışıklık zayıflığını önlemek için dengeli beslenme şart. Ani kilo kaybı uyarıcıdır: İstemsiz kilo kaybı, oruç kararının yeniden gözden geçirilmesini gerektirir. İlaçlar aksatılmamalı: Düzenli kullanılan ilaçlar, hekim önerisine göre zamanlanmalı. Uyarı belirtileri ciddiye alınmalı: Şiddetli halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı veya idrar azalması durumunda oruç ısrar edilmemeli.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanser hastaları Ramazan’da oruç tutabilir mi? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 14:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/19022026193252_c775b0ba239bfaa871f47e11fa97284a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/19022026193252_c775b0ba239bfaa871f47e11fa97284a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/19022026193252_c775b0ba239bfaa871f47e11fa97284a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ramazan’da mide sorunları ve halsizliği aşmak için altın tavsiyeler! Sahur sağlık için önemli mi?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-ramazanda-mide-sorunlari-ve-halsizligi-asmak-icin-altin-tavsiyeler-sahur-saglik-icin-onemli-mi-51139.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-ramazanda-mide-sorunlari-ve-halsizligi-asmak-icin-altin-tavsiyeler-sahur-saglik-icin-onemli-mi-51139.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan’da mide sorunları ve halsizliği aşmak için altın tavsiyeler... Sahur sağlık için önemli mi?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli bir oruç süreci için iftar ve sahurda yapılan beslenme hatalarına dikkat çekerek mübarek ayda uygulanması önemli olan 5 altın öneri verdi.SAKARYA (İGFA) - Ramazan ayı öncesinde değerlendirmelerde bulunan Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, 11 ayın sultanı Ramazan’da oruç sürecinin sağlıklı geçirilmesi için yapılan beslenme hatalarına dikkat çekti. Çiftçi, özellikle iftar ve sahurda yapılan yanlışların gün boyu halsizlik, mide problemleri ve kan şekeri dalgalanmalarına neden olabildiğini vurguladı.

 
Uzun süren açlığın ardından hızlı yemek yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirten Çiftçi, iftara çorba gibi hafif bir başlangıç yapılmasını ve ana yemeğe geçmeden kısa bir ara verilmesini önerdi.


HER GÜN TATLI TÜKETMEYİN

İftar sonrası tatlı alışkanlığının kan şekerini zorladığını ifade eden Çiftçi, yeterli lif ve protein içeren bir iftarın tatlı isteğini azalttığını söyledi. Tatlı yerine meyve ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini belirtti.

SAHURU ATLAMAK BÜYÜK HATA

“Sahur yapmadan oruç tutmak metabolizmayı yavaşlatır” diyen Çiftçi, uzun süreli açlığın vücudu strese soktuğunu ve sahurun mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, “12 saatlik açlık süresini 24 saate çıkarmak metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Tek bir öğünde tüm vitamin ve besin gruplarını almak mümkün olmadığı için sahur öğünü mutlaka yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.



SAHURDA LİFLİ BESİNLERİ TERCİH EDİN

Erişte ve yufka gibi lif oranı düşük gıdaların gün içinde daha çabuk acıktırdığını belirten Çiftçi; siyez, çavdar, tam buğday ve yulaf gibi besinlerin daha dengeli olduğunu ifade etti.

ÇAY VE KAHVEDE ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAYIN

Ödem için sıkça tüketilen bitki çaylarının aşırı kullanımının su kaybını artırabileceğini söyleyen Çiftçi, akşam saatlerinde 3-4 bardaktan fazla çay, 1 fincandan fazla kahve tüketilmemesi gerektiğini hatırlattı.

ÖZEL DURUMU OLANLAR DİKKATLİ OLMALI

Kronik hastalığı olanlar, gebeler ve emziren annelerin mutlaka doktora danışması gerektiğini belirten Çiftçi, Ramazan’ın sağlıkla geçmesi için bilinçli beslenmenin önemine vurgu yaparak tüm vatandaşlara hayırlı Ramazanlar diledi.

Diyetisyen Betül Çiftçi, “Gün içinde zaten susuz kalan vücudumuz var. Çay ve kahve tüketimini artırdığımızda su ihtiyacımız da artar. Akşamları 3-4 bardaktan fazla çay, 1 fincandan fazla kahve tüketmemeye özen gösterelim. Oruç sağlıktır ancak herkes için uygun olmayabilir. Özel durumlarınız varsa mutlaka doktorunuza danışarak hareket edin” sözlerine yer verdi.



    




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ramazan’da mide sorunları ve halsizliği aşmak için altın tavsiyeler! Sahur sağlık için önemli mi? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/18022026170448_be53e38872f07f1ecab7b2d5d51b5fcd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/18022026170448_be53e38872f07f1ecab7b2d5d51b5fcd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/18022026170448_be53e38872f07f1ecab7b2d5d51b5fcd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Muayene ve reçete katılım payları güncellendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-muayene-ve-recete-katilim-paylari-guncellendi-50194.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-muayene-ve-recete-katilim-paylari-guncellendi-50194.html</link>
                    <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hazırlanan “Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğle birlikte muayene ve reçete katılım paylarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle, hekim muayenesi ve reçete katılım paylarında düzenlemeye gidildi. Yeni uygulama 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek.

ANKARA (İGFA) - Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hazırlanan “Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğle birlikte muayene ve reçete katılım paylarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.

Yapılan değişikliğe göre, birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında gerçekleştirilen hekim ve diş hekimi muayenelerinden katılım payı alınmayacak. Diğer sağlık hizmeti sunucularında ise katılım payları yeniden belirlendi.

Buna göre; ikinci ve üçüncü basamak kamu hastaneleri ile üniversite hastanelerinde muayene katılım payı 26 TL olurken, ikinci ve üçüncü basamak özel sağlık hizmeti sunucularında bu tutar 60 TL olarak uygulanacak.

Aile hekimleri tarafından sevk edilen hastaların hekim ve diş hekimi muayenelerinde ise belirlenen katılım payı yüzde 50 indirimli olarak tahsil edilecek.

&nbsp;

Bu arada söz konusu tebliğde reçetelere ilişkin katılım payları da güncellendi.

Buna göre her bir reçete için; üç kutuya kadar temin edilen ilaçlarda 3,76 TL, üç kutuyu aşan her bir ilave kutu için ise 1,25 TL katılım payı alınacak. Enjektabl formlar, serumlar, beslenme ürünleri ve majistral ilaçlar ise kutu sayısına bakılmaksızın bir kutu olarak değerlendirilecek.

Söz konusu düzenlemelerin 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Muayene ve reçete katılım payları güncellendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 08:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/31122025123457_a910d471ae6968090d868d73db483806.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/31122025123457_a910d471ae6968090d868d73db483806.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/31122025123457_a910d471ae6968090d868d73db483806.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye-50148.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye-50148.html</link>
                    <description><![CDATA[Soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda artan ısı derken kış aylarında ciltte kuruluk neredeyse herkesin ortak sorunu hâline geliyor. Ayrıca günlük alışkanlıklar ve cilt bakım hataları gerginlik, pullanma ve hassasiyet hissini artırabiliyor. Cildin bu dönemde nemini daha hızlı kaybettiğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, “Soğuk havada düşük nem sebebiyle cildin üst tabakasının su tutma kapasitesi azalır. Rüzgâr, sıcak duş ve yüksek iç mekân ısısı da transepidermal su kaybını artırır. Transepidermal su kaybı, cildin üst tabakasından suyun buharlaşmasıdır. Cilt bariyeri zayıfladığında bu kayıp artar ve kuruluk ile birlikte hassasiyet oluşur” ifadelerini kullandı.

Kış aylarında yapılan bazı bakım ve temizlik alışkanlıklarının cilt bariyerini daha da zayıflattığını vurgulayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, “Sıcak ve uzun duşlar cildin doğal yağ tabakasını azaltırken, sık sabun kullanımı cilt bariyerini bozar. Alkol, parfüm ve köpüren temizleyiciler de cildi kurutur. Fazla peeling, asit veya retinoid kullanmak, düzenli nemlendirici sürmemek, güneş koruyucuyu bırakmak, el yıkama sonrası krem kullanmamak ve rüzgârda dudakları yalamak kışın en sık yapılan cilt bakım hataları arasında yer alır” ifadelerini kullandı.

Kuruluk ilerlerse fissürler oluşabilir

Bazı kişiler soğuk havaya bağlı cilt kuruluğunu daha sık yaşar. Atopik, kuru veya hassas cilt tiplerinin kış aylarında daha savunmasız olduğundan bahseden Aşkın, “Temizlik görevlileri ya da sağlık çalışanları gibi düzenli ve sık şekilde eldiven kullanan kişiler, retinoid, asit ve akne tedavisi görenler veya tiroid hastalığı olan kişilerde cilt bariyeri zaten hassas olduğu için kuruluk daha belirgin görülür. Gerginlik hissi, pullanma, mat görünüm, hafif kızarıklık ve kaşıntı ile ortaya çıkan cilt kuruluğunun ilerlemesi halinde; tahriş, egzama alevlenmeleri ve elde fissürler yani derin çatlaklar oluşabilir” dedi.

Yeterli su tüketimi ve güneş koruyucu kullanımı önemli

Cilt kuruluğu üzerinde beslenmenin de önemli bir etkisi olduğunu belirten Aşkın “Omega-3 eksikliği cilt kuruluğunu artırabilir. Yeterli su tüketimi cildi doğrudan nemlendirmez ancak vücut hidrasyonu iyi olan kişilerde cilt bariyeri daha stabil olur. Yetersiz su tüketimi fazla kafein alımıyla birleştiğinde dehidrasyon riski artar” dedi.

Kış aylarında güneş koruyucu kullanımının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Aşkın, “Kışın sürülen güneş kremi miktarı yaz aylarıyla aynı olmalı. Yüz için iki parmak kuralı idealdir. Kapalı alanlarda bir kez, dış mekân aktivitelerinde ise 2–3 kez güneş koruyucuyu tazelemek gerekir” açıklamasında bulundu.

&nbsp;

Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, soğuk havada cilt sağlığını korumak için pratik bakım önerileri paylaştı:

&nbsp;

Duş alırken suyun ılık olmasına özen gösterin, duş süresini 10 dakikayla sınırlayın ve çok sıcak derecelerden kaçının. Cildi kurutmamak ve tahriş etmemek için sabun içermeyen, yumuşak temizleyiciler kullanın, syndet formüller bu açıdan daha uygun olabilir. Duştan sonra nemlendirici uygulamasını geciktirmeyin. Cilt hafif nemliyken yani ilk 3 dakika içinde krem sürmeye dikkat edin. Cilt bariyerini güçlendirmek için seramid, kolesterol, yağ asidi, skualan ve hyaluronik asit içeren ürünleri bakım rutininize ekleyin. Ev ortamındaki kuru havayı dengelemek için nemlendirici cihazlardan faydalanın ya da kaloriferlerin yanına su kapları yerleştirin. UVA ışınlarının kış aylarında da etkili olduğunu unutmayın ve güneş koruyucu kullanımını ihmal etmeyin. Her yıkamadan sonra elleri mutlaka nemlendirin, dudaklar için ise koruyucu ve yoğun yapılı bir balm tercih edin. Soğuk ve rüzgârlı havalarda cildi korumak için özellikle yüz bölgesini örtmeye özen gösterin. Gün içinde yeterli miktarda su için ve omega-3 içeren besinlerle cilt bariyerini içeriden destekleyin. Sert lifler, kese ve peeling gibi ürünleri sık kullanmaktan kaçının. Bu tür uygulamalar cilt bariyerini zayıflatarak kuruluğu artırabilir.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 09:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/29122025120708_c401511cf0cbd449ddbdb8071dd65eef.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/29122025120708_c401511cf0cbd449ddbdb8071dd65eef.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/29122025120708_c401511cf0cbd449ddbdb8071dd65eef.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hastanelerde enfeksiyon kontrolüne yeni düzenleme! Yetkiler yeniden belirlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-hastanelerde-enfeksiyon-kontrolune-yeni-duzenleme-yetkiler-yeniden-belirlendi-49971.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-hastanelerde-enfeksiyon-kontrolune-yeni-duzenleme-yetkiler-yeniden-belirlendi-49971.html</link>
                    <description><![CDATA[Hastanelerde enfeksiyon kontrolüne yeni düzenleme! Yetkiler yeniden belirlendi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle enfeksiyon kontrol komitelerinin yapısı, görevleri ve yetkileri yeniden belirlendi.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı, yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonların önlenmesi ve kontrol altına alınmasına yönelik kapsamlı bir düzenlemeye imza attı. Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni yönetmelik; kamu, özel ve üniversite hastaneleri dahil olmak üzere tüm yataklı tedavi kurumlarını kapsıyor. Düzenlemeyle birlikte hastanelerde enfeksiyon kontrol komitesi kurulması zorunlu hale getirildi ve bu komitelerin görev, yetki ve çalışma usulleri ayrıntılı biçimde tanımlandı. Yönetmeliğe göre enfeksiyon kontrol komiteleri; başhekimlik temsilcileri, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, dahili ve cerrahi branş temsilcileri, yoğun bakım sorumluları, enfeksiyon kontrol hemşireleri, eczane sorumlusu ve iş sağlığı güvenliği birimi temsilcilerinden oluşacak. Komite kararlarının bağlayıcı olduğu vurgulanırken, yönetimlerin bu kararları uygulamakla yükümlü olduğu belirtildi.

Yeni düzenleme kapsamında enfeksiyon kontrol ekiplerinin sürveyans faaliyetleri, antibiyotik kullanımının izlenmesi, salgın şüphesi durumunda yapılacak işlemler ve sterilizasyon-denetim süreçleri de ayrıntılandırıldı. Sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyon verilerinin Ulusal Sağlık Hizmeti ile İlişkili Enfeksiyonlar Sürveyans Ağı’na (USHİESA) düzenli ve zamanında girilmesi zorunlu tutuldu.

Yönetmelik, enfeksiyon kontrol hemşirelerinin sayısını da hastanelerin yatak kapasitesine göre yeniden düzenledi. Buna göre her 150 yatak için en az bir enfeksiyon kontrol hemşiresi görevlendirilecek; yoğun bakım yatak sayısı yüksek olan hastanelerde bu sayı artırılacak.

Ayrıca enfeksiyon kontrol hemşirelerine, görev alanları dışında ek sorumluluk verilmesi yasaklandı ve bu personelin uzun süreli görev güvencesi sağlandı. Eğitim ve sertifikasyon süreçlerinin ise Sağlık Bakanlığı tarafından belirleneceği kaydedildi.

Yeni yönetmelikle birlikte 2005 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı. Düzenlemenin, hastanelerde enfeksiyon risklerinin azaltılması ve hasta güvenliğinin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Söz konusu yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hastanelerde enfeksiyon kontrolüne yeni düzenleme! Yetkiler yeniden belirlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 14:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/19122025073500_ece21bba582449255f71f854d1114c26.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/19122025073500_ece21bba582449255f71f854d1114c26.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/19122025073500_ece21bba582449255f71f854d1114c26.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SGK sağlık hizmeti ödemelerinde artışa gitti! Karşılanan bedellerde yüzde 55’e, tıbbi malzemede yüzde 85’e varan zam]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-sgk-saglik-hizmeti-odemelerinde-artisa-gitti-karsilanan-bedellerde-yuzde-55e-tibbi-malzemede-yuzde-85e-varan-zam-49819.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-sgk-saglik-hizmeti-odemelerinde-artisa-gitti-karsilanan-bedellerde-yuzde-55e-tibbi-malzemede-yuzde-85e-varan-zam-49819.html</link>
                    <description><![CDATA[ Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı, sağlık hizmetlerindeki fiyatlandırma ve erişim kurallarını yeniledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. SGK, genel sağlık sigortalıları için hastanelere yapılan tedavi ve tıbbi malzeme ödeme tutarlarında önemli artışlar yaparken, düzenleme ile toplamda 110 milyar TL’lik iyileştirme sağlandı.

ANKARA (İGFA) - Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı, sağlık hizmetlerindeki fiyatlandırma ve erişim kurallarını yeniledi.

SGK’nın açıklamasına göre, tedavilere ilişkin karşılanan bedellerde yüzde 10 ile yüzde 55 arasında artış gerçekleştirildi. Yatarak tedavilerde kullanılan tıbbi malzemeler için yapılan ödeme tutarları ise yüzde 10 ila yüzde 85 oranında artırıldı.

&nbsp;

Açıklamada, bu düzenlemeler sayesinde bedeli karşılanan sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar TL’lik iyileştirme sağlandığı vurgulandı. SGK, yapılan güncellemenin hedefini “herkes için daha erişilebilir sağlık hizmeti sunmak” olarak tanımlayarak çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Söz konusu Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı'nın detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SGK sağlık hizmeti ödemelerinde artışa gitti! Karşılanan bedellerde yüzde 55’e, tıbbi malzemede yüzde 85’e varan zam - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/10122025120107_80361923de2f733fb801d0f775f53e37.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/10122025120107_80361923de2f733fb801d0f775f53e37.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/10122025120107_80361923de2f733fb801d0f775f53e37.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ani kalp durmalarında hayat kurtaracak düzenleme 'Resmi'leşti I OED zorunluluğu geliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-ani-kalp-durmalarinda-hayat-kurtaracak-duzenleme-resmilesti-i-oed-zorunlulugu-geliyor-49808.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-ani-kalp-durmalarinda-hayat-kurtaracak-duzenleme-resmilesti-i-oed-zorunlulugu-geliyor-49808.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, ani kalp durmalarında erken müdahaleyle hayat kurtarmayı amaçlayan “Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı (OED) Hakkında Yönetmelik”i bugünkü Resmi Gazete’de yayımladı. Yeni düzenleme; OED cihazlarının standartlarını, nerelerde zorunlu olarak bulundurulacağını, kayıt-takip sistemini ve kullanım esaslarını belirliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Taşınabilir otomatik şok cihazlarının (OED) kullanımını yaygınlaştıran yönetmelik 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek. OED Yönetmeliği bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı, ani kalp durmalarında erken müdahaleyle hayat kurtarmayı amaçlayan “Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı (OED) Hakkında Yönetmelik”i bugünkü Resmi Gazete’de yayımladı. Yeni düzenleme; OED cihazlarının standartlarını, nerelerde zorunlu olarak bulundurulacağını, kayıt-takip sistemini ve kullanım esaslarını belirliyor.

AMAÇ: ERKEN MÜDAHALE İLE ÖLÜM VE SAKATLIK RİSKİNİ AZALTMAK

Yönetmeliğin amacı, sağlık kuruluşları dışında meydana gelen ani kalp durmalarında, acil sağlık ekipleri bölgeye ulaşıncaya kadar OED ile hızlı ve etkin müdahale edilmesini sağlamak olarak açıklandı. Yeni düzenleme ile kamu kurumlarını, özel kuruluşları, toplu taşıma araçlarını ve çeşitli kamusal alanları kapsıyor. Böylece OED cihazlarının toplumda yaygın biçimde erişilebilir olması hedefleniyor.

CİHAZLARDA ZORUNLU ÖZELLİKLER: TÜRKÇE KOMUT, EKG VERİSİ VE OED-NET ENTEGRASYONU

Yönetmelik, kullanılacak OED cihazlarının uyması gereken teknik standartları da belirledi.

Buna göre cihazlar; ölümcül ritimleri analiz ederek otomatik şok uygulayabilme, Türkçe ve İngilizce sesli komut verebilme, batarya durumu, konumu, test sonuçları ve EKG verilerini OED-Net sistemine aktarabilme ile Bakanlığın Ürün Takip Sistemi’ne kayıtlı olma zorunluluğu taşıyacak. Bazı güvenlik kurumlarının envanterindeki cihazların konum bilgilerinin OED-Net’e bildirilmesi ise zorunlu olmayacak.

OED BULUNDURMA ZORUNLULUĞU GELİYOR

OED cihazlarının hangi alanlarda bulundurulmasının zorunlu olacağı, EK-1 listesi doğrultusunda Bakanlık tarafından belirleniyor.

Cihazlar;herkesin görebileceği ve ulaşabileceği noktalarda, kilit altında olmayacak şekilde, standart renklerde, alarmlı koruyucu dolaplarda konumlandırılacak. Ayrıca yönlendirme işaretleri ile yerleri açıkça belirtilecek.

Yönetmeliğe göre OED cihazlarını; sağlık meslek mensupları, Bakanlık onaylı eğitim almış ilk yardımcılar, ail durumlarda SKKM desteğiyle müdahale eden halktan kurtarıcılar kullanabilecek.

Sağlık Bakanlığı, satın alınan tüm OED cihazlarının kaydedileceği OED-Net ulusal kayıt sistemi kuracak.

OED edinicileri, cihazı satın aldıktan sonra 30 gün içinde sisteme kaydettirmekle yükümlü olacak.

Cihazın seri numarası, konumu, yerleşim bilgisi ve bakımı yine edinicinin sorumluluğunda olacak.

Yönetmelik 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek. Uygulama sırasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Sağlık Bakanlığı yetkili olacak.

Söz konusu yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ani kalp durmalarında hayat kurtaracak düzenleme 'Resmi'leşti I OED zorunluluğu geliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 15:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/09122025185822_45e4050425d6e20d7c1b8fc615712e67.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/09122025185822_45e4050425d6e20d7c1b8fc615712e67.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/09122025185822_45e4050425d6e20d7c1b8fc615712e67.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SGK'dan 15 ilaca geri ödeme müjdesi! Kanser tedavisi ve kronik hastalıklarda erişim kolaylaşacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-sgkdan-15-ilaca-geri-odeme-mujdesi-kanser-tedavisi-ve-kronik-hastaliklarda-erisim-kolaylasacak-49524.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-sgkdan-15-ilaca-geri-odeme-mujdesi-kanser-tedavisi-ve-kronik-hastaliklarda-erisim-kolaylasacak-49524.html</link>
                    <description><![CDATA[SGK'dan 15 ilaca geri ödeme müjdesi... Kanser tedavisi ve kronik hastalıklarda erişim kolaylaşacak]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, aralarında kanser tedavisinde kullanılan ilaçların da bulunduğu 15 ilacın daha SGK geri ödeme listesine alındığını duyurdu. Düzenlemeyle pek çok hastalık için rapor ve reçeteleme kuralları güncellendi.

ANKARA (İGFA) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 15 ilacı daha geri ödeme kapsamına aldığını bildirdi. Düzenlemenin özellikle kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçların erişimini kolaylaştıracağı vurgulandı.

Bakan Işıkhan, geri ödeme listesine alınan ilaçlarla birlikte multipl miyelom, hidradenitis suppurativa, dev hücreli arterit ve kronik demir yüklemesi gibi hastalıkların tedavisinde rapor ve reçeteleme kurallarının güncellendiğini, hastalara yeni tedavi seçeneklerinin sunulduğunu belirtti.

İlaçlara erişimin kolaylaştırıldığını ifade eden Işıkhan, “Bundan sonrasında da milletimizin hizmetinde çalışmaya devam edeceğiz.” mesajını paylaştı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SGK'dan 15 ilaca geri ödeme müjdesi! Kanser tedavisi ve kronik hastalıklarda erişim kolaylaşacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 06:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/25112025094610_81e6b754344933c0ccaddc16ad0175d1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/25112025094610_81e6b754344933c0ccaddc16ad0175d1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/25112025094610_81e6b754344933c0ccaddc16ad0175d1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gıda zehirlenmesinin yazı kışı yok!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-gida-zehirlenmesinin-yazi-kisi-yok-49463.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-gida-zehirlenmesinin-yazi-kisi-yok-49463.html</link>
                    <description><![CDATA[ Türkiye genelinde son haftalarda peş peşe yaşanan gıda zehirlenmesi haberleri toplumda tedirginlik yaratıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son dönemde artan gıda zehirlenmesi vakaları, kış aylarında da riskin devam ettiğini gösteriyor. Uzmanlar, yanlış saklama ve uzun süre açıkta kalan yiyeceklerin tehlike yarattığını belirtiyor.

İSTANBUL (İGFA) - Türkiye genelinde son haftalarda peş peşe yaşanan gıda zehirlenmesi haberleri toplumda tedirginlik yaratıyor.

Özellikle toplu yemek tüketiminin arttığı kış aylarında, gıdaların saklanma ve hazırlanma koşullarındaki hataların riski artırdığı uyarısı yapılıyor.

Uzm. Dyt. Ceren Turan, gıda güvenliğinin mevsim fark etmeksizin kritik öneme sahip olduğunu vurgularken, “Yazın sıcaklık bakterilerin çoğalmasını hızlandırıyor ama kışın risk tamamen ortadan kalkmıyor, yalnızca kaynağı değişiyor” dedi. Özellikle büyük tencerelerde pişirilen yemeklerin yavaş soğuması ve toplu alanlarda tüketilmesi, zehirlenme riskini artırdığını ifade eden Uzm. Dyt. Turan, ayrıca kış aylarında norovirüs gibi viral enfeksiyonlar da daha yaygın görüldüğünü kaydetti.

KIŞIN GİZLİ RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER:

Kapalı alanlarda toplu yemek tüketiminin artması Büyük miktarda pişirilen yiyeceklerin yavaş soğuması Oda sıcaklığında bekleyen yemeklerde bakterilerin hızla çoğalması Hasta kişilerin yiyeceklere temas etme ihtimali Norovirüs gibi kışın yaygın viral etkenler Elektrik kesintileri veya ulaşımdaki aksaklıklarla soğuk zincirin bozulması

&nbsp;

Turan, bakterilerin en hızlı çoğaldığı tehlikeli sıcaklık aralığını 5–60 °C olarak belirterek, bu aralıkta kalan yiyeceklerin kısa sürede risk oluşturabileceğini söylerken, dikkat edilmesi gereken yiyecekleri ise şöyle sıraladı:

Sütlü tatlılar ve krema içeren ürünler Pilav, makarna ve diğer nişastalı yiyecekler Et ve tavuk yemekleri Mayonezli yiyecekler Uzun süre açıkta kalan hazır ürünler

Gıda zehirlenmelerinin genellikle bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı ve ateşle kendini gösteriyor. Ancak yüksek ateş, kanlı ishal, şiddetli kusma, baş dönmesi, idrar azlığı gibi durumlarda tıbbi müdahale geciktirilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Ceren Turan, toksin kaynaklı bazı zehirlenmelerin nörolojik belirtiler de gösterebileceğini belirterek, bulanık görme, çift görme, kas güçsüzlüğü veya nefes darlığı gibi durumlarda acilen sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.

KIŞ AYLARINDA GÜVENLİ BESLENMEK İÇİN 7 TEMEL KURAL

Sıcak yiyecekleri sıcak, soğuk yiyecekleri soğuk tutun. Pilav ve nişastalı yiyecekleri hızla soğutun, 24–48 saat içinde tüketin. Artıkları en az 75 °C’ye ısıtarak tüketin, defalarca ısıtıp soğutmayın. Çiğ ve pişmiş gıdaları ayırın, kesme tahtalarını karıştırmayın. Hazırlık öncesi ve sonrası mutlaka elleri yıkayın. Pastörize olmayan süt ve süt ürünlerinden kaçının. Şüpheli görünen hiçbir yiyeceği tadına bakarak test etmeyin, doğrudan atın.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gıda zehirlenmesinin yazı kışı yok! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 15:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/20112025183707_800845c3f9c46549bfb76ba6bd32b408.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/20112025183707_800845c3f9c46549bfb76ba6bd32b408.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/20112025183707_800845c3f9c46549bfb76ba6bd32b408.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-49427.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-49427.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Dünya genelinde son haftalarda gündeme gelen yeni H3N2 varyantı, influenza A virüsünün alt türlerinden biri olarak öne çıkıyor. Güney Yarım Küre’nin sezon sonu verileri, bu alt soyun beklenenden daha hızlı yayıldığını gösterirken, Kuzey Yarım Küre’de ise İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde varyantın sezon başında şaşırtıcı hızla baskın hale geldiği görülüyor.İSTANBUL (İGFA) - İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Cengiz Duygulu, bu yıl grip dinamiklerinin küresel ölçekte alışılmışın dışında seyrettiğine dikkat çekerek, H3N2’nin K alt soyunun İngiltere ve Japonya’da erken dönemde yüzde 90 oranında hakimiyet kurduğunu belirtti.

Söz konusu durumun aşı uyumsuzluğu ihtimalini gündeme getirdiğini ifade eden Uzm. Dr. Duygulu, "Aşı, ağır hastalık, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm riskini azaltmada önemli bir rol oynuyor. Ancak bu yıl, önceki yıllardan farklı bir grip seyri ile karşılaşma ihtimalimiz var" dedi.

YENİ VARYANTIN BELİRTİLERİ

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Ekim ayının son iki haftasında influenza bildirimi bulunmazken, yeni varyantın olası belirtileri arasında; ani başlayan yüksek ateş
Kas ve eklem ağrıları, yoğun halsizlik, kuru öksürük, yeni varyantın seyri konuları yer alıyor.  Özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olmaları gerekiyor.

KIŞ DALGASI BEKLENTİSİ

Uzm. Dr. Duygulu, grip riskini en çok azaltan adımın halen aşılama olduğunu belirterek, her yıl olduğu gibi bu yıl da mevsimsel grip dalgasının görülmesi bekleniyor. Yeni varyantın seyrine bağlı olarak dalganın daha erken başlayabileceği değerlendiriliyor.

Topluma yönelik koruyucu öneriler arasında; kapalı alanlarda maske kullanımı, ellerin sık sık yıkanması, kalabalık ortamlarda mesafe korunması, risk gruplarının mutlaka aşılanması olduğunu belirten Uzm. Dr. Duygulu; yüksek ateş, nefes darlığı, genel durum bozukluğu ve istirahatle geçmeyen halsizlikler durumunda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi. Uzm. Dr. Duygulu, yeni H3N2 varyantının özellikle risk gruplarında daha ağır seyredebileceğini belirterek, belirtileri hafife almadan koruyucu adımları zamanında uygulamanın bu yıl her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 14:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/18112025173557_feeac5c305fd360a8a025150a2a16101.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/18112025173557_feeac5c305fd360a8a025150a2a16101.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/18112025173557_feeac5c305fd360a8a025150a2a16101.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Enfeksiyonlarına karşı en etkili kalkan!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-enfeksiyonlarina-karsi-en-etkili-kalkan-48807.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-enfeksiyonlarina-karsi-en-etkili-kalkan-48807.html</link>
                    <description><![CDATA[15 Ekim Dünya El Yıkama Günü’nde el hijyeninin kritik rolünü yeniden hatırlatıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü'nde, COVID-19'un "Frankenstein" varyantının yaygınlaştığı bu süreçte doğru el yıkamanın enfeksiyonları azaltmadaki önemine vurgu yapılarak, kronik hastalara yönelik evde sağlık hizmetlerinin önemine dikkati çekildi.

İSTANBUL (İGFA) - 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü’nde el hijyeninin kritik rolünü yeniden hatırlatıldı.

Bir Halk Sağlığı inovasyonu olarak hayata geçen ve koruyucu sağlık yaklaşımını yaygınlaştırmayı amaçlayan Bir Adım Sağlık, kamuoyunda “Frankenstein” olarak anılan ve COVID-19’un yeni bir alt tipini ifade eden varyantın gündemde olduğu bu dönemde, doğru el yıkama alışkanlığının solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kayda değer ölçüde azaltabildiğine dikkat çekti.

Risk gruplarında erken tanı, test ve kişisel korunma önlemlerinin önemini vurgu yapılan açıklamada, yeni varyantın boğazda yanma ve ses kısıklığı ile başlayarak yüksek ateş, halsizlik, kas ağrıları veya ishal ile seyredebileceğinin altı çizilirken, belirtilerin ciddiyetle izlenerek gerektiğinde tıbbi danışmanlık alınması gerektiği kaydedildi.

El yıkamanın birinci basamak korunma önlemi olduğu belirtilirken, el yıkamak, hasta iken evde kalmak ve maske-mesafe hijyen kurallarına uymak gibi basit davranışlar olduğu, sağlığın bir kişinin değil; bir toplumun ortak nefesi olduğunun altı çizildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Enfeksiyonlarına karşı en etkili kalkan! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 15 Oct 2025 14:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/15102025183505_a1123b2dc97e65193b64de91e500ca86.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/15102025183505_a1123b2dc97e65193b64de91e500ca86.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/15102025183505_a1123b2dc97e65193b64de91e500ca86.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gripte erken tedavi hayat kurtarıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-gripte-erken-tedavi-hayat-kurtariyor-48771.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-gripte-erken-tedavi-hayat-kurtariyor-48771.html</link>
                    <description><![CDATA[ Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, grip hastalığıyla ilgili uyarıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, sonbahar ve kış aylarında artan grip vakalarına dikkat çekerek, gribin sanıldığının aksine hafif bir hastalık olmadığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.

İSTANBUL (İGFA) - Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, grip hastalığıyla ilgili uyarıyor.

Havaların soğumasıyla birlikte artan grip vakalarına dikkat çeken Yaycı, “Grip, sanıldığının aksine hafif geçirilen bir rahatsızlık değil, ciddi sonuçlar doğurabilen bir durum. Hastalığın başlangıcında hekim kontrolünde uygulanacak antiviral tedavi, hastalığa bağlı oluşabilecek riskleri belirgin biçimde azaltır” diye konuştu.

Grip virüsünün, öksürük ve hapşırma sırasında çevreye yayılan milyonlarca damlacık aracılığıyla kolayca bulaştığını vurgulayan Murat Yaycı, “Özellikle sonbahar ve kış aylarında hastalık kısa sürede yayılıyor. Grip hastalığı belli risk gruplarında vücut direncini düşürerek ciddi sonuçlara neden olabilir. Her yıl dünya genelinde milyonlarca kişi grip nedeniyle hastalanıyor, binlerce kişi ise hayatını kaybediyor. Oysa erken dönemde başlanan tedavi, hastalığın etkilerini hafifletiyor, iyileşme sürecini kısaltıyor, hastalığa bağlı gözlenebilecek zatürre gibi olumsuz sonuçların önüne geçiyor” ifadelerini kullandı.

KORUYUCU ÖNLEMLER TEDAVİ KADAR ÖNEMLİ

Murat Yaycı, grip belirtileri ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir hekime başvurmak gerektiğini söyledi.

Yaycı, solunum yolu hastalıklarına yol açan virüslerden yalnızca grip hastalığına yol açan virüse yönelik tedavinin mevcut olduğunu belirterek, "Yani hastalığa yakalanır yakalanmaz hızlıca hekime gidilmesi durumunda, tedavisi olan bir virüs ile savaşması da o kadar kolay oluyor. Vakit kaybetmeden tedaviye başlamak hem bireysel sağlığın korunması hem de çevredeki kişilere bulaşmanın önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Grip belirtileri ortaya çıktığında doktora görünmek, özellikle risk grubundaki kişiler için kritik önem taşıyor. Bu grupta yer alan 5 yaşından küçük çocuklar, yaşlılar, hamileler, obez bireyler, kronik solunum yolu hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler hastalığı diğerlerine göre daha ağır atlatıyor. 65 yaş üzerindeki kişilerde ölüm riski 6 kata kadar çıkıyor. Grip geçiren hamile kadınlarda bebek kaybı olasılığı 3,6 kat, obez bireylerde ise ölüm riski 2 kat artıyor. Bu nedenle koruyucu önlemler, tedavi kadar önemli" diye konuştu.

Araştırmaların tek bir hapşırığın yaklaşık 2 milyon virüs partikülünü havaya yayabildiğini gösterdiğini belirterek, "Gripli bir kişiden 1 metre uzaklıkta yalnızca 1 dakika boyunca aynı havayı solumak bile yüzlerce virüs partikülünün vücuda alınmasına neden olabiliyor. Bu hızlı bulaşma süreci, erken tedavinin önemini açıkça gösteriyor; hastalığın başlangıcında yapılan doğru tedavi uygulamaları, hastalığın daha hafif seyretmesini sağlarken zatürre riskini de yarıdan fazla azaltıyor. Gripli olan biriyle aynı ortamda bulunmak, özellikle risk grubundaki kişiler için ciddi bir enfeksiyon riski oluşturuyor" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gripte erken tedavi hayat kurtarıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 13:02:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/13102025161304_198af247c8ceda94e8a5f4976049b6a9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/13102025161304_198af247c8ceda94e8a5f4976049b6a9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/13102025161304_198af247c8ceda94e8a5f4976049b6a9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Frankenstein varyantı! COVID-19’da yeni tehlike!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-frankenstein-varyanti-covid-19da-yeni-tehlike-48624.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-frankenstein-varyanti-covid-19da-yeni-tehlike-48624.html</link>
                    <description><![CDATA[ Frankenstein Varyantı, birden fazla Covid-19 alt varyantının birleşimiyle ortaya çıkan hibrit bir tür olarak tanımlanıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son dönemde dünya genelinde Covid-19’un yeni varyantı olan “Frankenstein Varyantı” gündeme oturdu. Uzmanlar bu varyantın özellikle kış ayları öncesinde vaka sayılarında artışa neden olabileceğini belirtirken, varyantın hızlı bulaşma potansiyeli ve farklı semptomlarla seyretmesi toplumda endişelere yol açıyor. İşte merak edilenler...

İSTANBUL (İGFA) - Frankenstein Varyantı, birden fazla Covid-19 alt varyantının birleşimiyle ortaya çıkan hibrit bir tür olarak tanımlanıyor.

Bu durum, bağışıklık sistemini daha kolay yanıltabilen ve mevcut bağışıklığı kısmen aşabilen bir özellik kazandırıyor. Uzmanlar varyantın adının farklı mutasyonları bir araya getirmesinden dolayı halk arasında “Frankenstein” olarak anıldığını söylüyor.

BELİRTİLER KLASİK COVİD-19’DAN FARKLI MI?

Frankenstein Varyantı’nda en sık görülen belirtiler arasında boğaz ağrısı, burun akıntısı, baş ağrısı ve yorgunluk bulunuyor. Bazı vakalarda tat ve koku kaybı daha az görülürken, mide bulantısı ve sindirim sistemi problemleri ön plana çıkabiliyor.

Toplu taşıma, kalabalık ortamlar ve kapalı alanlarda maske kullanımı yeniden önerilirken, el hijyenine özen göstermek ve hastalık belirtileri olduğunda kalabalıktan uzak durmak bulaş zincirini kırmada kritik rol oynuyor.

Uzmanlar özellikle kış aylarında maske ve hijyenin grip, RSV ve diğer solunum yolu hastalıklarına karşı da koruyucu olacağını vurguluyor.

TÜRKİYE’DE FRANKENSTEİN VARYANTI İÇİN DURUM

Son günlerde varyantın görüldüğü ülkeler arasında Türkiye’de yer alıyor. Sağlık otoriteleri gelişmeleri yakından takip ederken, toplumun bilinçli davranması ve kişisel korunma önlemlerini alması gerektiği ifade ediliyor.

“Kişiler hafif grip benzeri semptomlar ya da yalnızca halsizlik yaşayabiliyor. Bu nedenle test yapılmadığında COVID-19 olduğu anlaşılmayabiliyor” diyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji hekimi Uzm. Dr. Deniz Dazkır, bu durumun bulaşma riskini artırdığını belirtti. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, yaşlılar ve kronik hastalıkları bulunan bireyler Frankenstein Varyantı’ndan daha fazla etkilenebiliyor. Uzm. Dr. Deniz Dazkır, “Risk gruplarında ağır seyir ihtimali daha yüksek olduğu için maske ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor” dedi.

&nbsp;

Frankenstein Varyantı’nın mevcut aşıların koruyuculuğunu kısmen aşabildiği ancak yine de ciddi hastalık ve ölüm riskini belirgin şekilde azalttığı ifade ediliyor. “Aşıların tamamen etkisiz olduğu düşüncesi yanlış. Güncellenmiş aşıların varyant üzerinde daha güçlü koruma sağladığı biliniyor” diyen Dr. Dazkır, aşılamanın devam etmesinin önemine dikkat çekerek, "Frankenstein Varyantı diğer varyantlardan farklı gibi görünse de korunma yöntemleri aynı. Maske, hijyen, sosyal mesafe ve güncel aşılar halen en etkili yöntemler arasında” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Frankenstein varyantı! COVID-19’da yeni tehlike! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/07102025115339_354cfe4b1a960a6e3da11c24d94b407d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/07102025115339_354cfe4b1a960a6e3da11c24d94b407d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/07102025115339_354cfe4b1a960a6e3da11c24d94b407d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mevsim geçişleri hastalıklara davetiye çıkarıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-mevsim-gecisleri-hastaliklara-davetiye-cikariyor-48401.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-mevsim-gecisleri-hastaliklara-davetiye-cikariyor-48401.html</link>
                    <description><![CDATA[Mevsim geçişleri hastalıklara davetiye çıkarıyor!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soğuk algınlığı ve gribin arttığı dönem içerisinde Dr. Dilek Leyla Mamçu, hava koşullarının farklı seyrettiği mevsim geçişlerinde karşılaşılabilen enfeksiyon hastalıkları ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

İSTANBUL (İGFA) - Mevsim geçişlerinde sıcaklık, nem ve güneş ışığındaki dalgalanmaların bağışıklığı zayıflattığını belirten uzmanlar, bu durumun bazı hastalıklara zemin hazırladığını söylüyor.

Özellikle üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları, cilt rahatsızlıkları ve depresif ruh hâllerinin bu dönemlerde arttığını aktaran Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 36–37 dereceye ayarlanmış olan vücut ısımız bu dönemde değişen hava şartlarıyla dengesini sağlayamayabilir olduğunu belirterek, "Eğer bu sırada enfeksiyonlara maruz kalır ve koruyucu tedbirleri almazsak, ağır seyirli hastalıklar yaşayabiliriz” dedi.

Risk grubundaki kişiler için grip ve zatürre aşılarının önemine dikkat çeken Dr. Mamçu, el hijyeni, maske kullanımı, dengeli beslenme, düzenli uyku ve spor gibi alışkanlıkların hastalıklardan korunmada kritik rol oynadığını vurguladı.

RİSKLİ GRUPLAR İÇİN AŞILAR ÖNEMLİ!

Mevsimsel geçişte çoğumuzda bıkkınlık, çökkünlük, yaz günlerinin bitmesini istememe, karamsarlık gibi depresyon benzeri belirtilerin olabileceğini söyleyen Dr. Mamçu, yapılan çalışmaların, mevsim geçişi hastalıklarının genellikle bir hafta-on gün sürebildiğini, bazen bir aya kadar uzayabildiğini gösterdiğini kaydetti. Dr. Mamçu, “Bu hastalıklar özellikle ‘kırılgan yaş’ denilen 65 yaş üstü ve 2 yaş altındaki bireylerde, ayrıca kronik böbrek, akciğer veya kalp hastalığı olanlarda, hipertansiyonu veya diyabeti bulunanlarda, kanser ilacı kullananlar gibi bağışıklığı baskılanmış kişilerde daha sık görülebileceğini söyledi.

&nbsp;

KORUNMANIN İLK ADIMI HİJYEN KURALLARINA UYMAK…

Mevsim geçişlerini hastalanmadan atlatmak için önerilerin, diğer bulaşıcı hastalıklara karşı alınan önlemlerle aynı olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulaşıcı hastalık belirtileri olan kişinin kendini izole etmesi hastalık zincirini kırar.” dedi.

Covid pandemisinden hatırladığımız maske, mesafe ve hijyen önlemlerinin tüm bulaşıcı hastalıklar için geçerli olduğunun altını çizen Dr. Mamçu, “Hastaysak evden çıkmamalı, okula veya iş yerine gitmemeli, mecbur kalmadıkça toplu taşıma kullanmamalıyız. Kullanmak zorundaysak maske takmalıyız. Alışveriş merkezleri gibi kalabalık kapalı alanlara girmekten kaçınmalı, evde kırılgan yaş grubundakiler varsa onlarla teması azaltmalıyız. El yıkamak çok önemli. Dokunduğumuz her şey enfekte olabilir, ellerimizi ağzımıza götürerek mikroorganizmaları vücudumuza alabiliriz. Bu nedenle el yıkamaya özen gösterilmeliyiz" uyarılarında bulundu.

Dr. Mamçua ayrıca, bunların yanı sıra bol su tüketmek, düzenli uyumak, dengeli beslenmek, yeterince taze sebze ve meyve yemek, günlük vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamak, sigara ve alkolden uzak durmak, açık havada egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak ve mevsime uygun giyinerek vücut ısısını sabit tutmak önemli olduğunun altını çizdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Mevsim geçişleri hastalıklara davetiye çıkarıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Sep 2025 14:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/26092025183216_7a8a124985d1b990607316a070270ff3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/26092025183216_7a8a124985d1b990607316a070270ff3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/26092025183216_7a8a124985d1b990607316a070270ff3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Trabzon- Prof Dr Özlü: Covid-19 ölümcül salgın etkeni olmaktan çıktı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-trabzon-prof-dr-ozlu-covid-19-olumcul-salgin-etkeni-olmaktan-cikti-48255.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-trabzon-prof-dr-ozlu-covid-19-olumcul-salgin-etkeni-olmaktan-cikti-48255.html</link>
                    <description><![CDATA[Trabzon- Prof. Dr. Özlü: Covid-19 ölümcül salgın etkeni olmaktan çıktı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Covid-19 virüsüne bağlı solunum yolu enfeksiyonların güz mevsimiyle birlikte artış gösterdiğini belirterek, “Covid-19, ölümcül bir salgın etkeni olmaktan çıktı ama sürekli hayatımızda olmaya devam ediyor. Yaz boyunca zaman zaman Covid vakaları ile karşılaştık” dedi.



Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Covid-19 virüsünün ölümcül bir salgın olmaktan çıkmasına rağmen insan sağlığı üzerindeki etkilerini sürdürdüğünü ve mevsim döngüsünün bozulmasıyla yaz aylarında bile vakaların artış gösterdiğini ifade etti. Prof. Dr. Özlü, solunum yolu viral enfeksiyonlarıyla sıkça karşılaşılacağını belirterek, “Yaz mevsimini bitirdik, güz mevsimine girdik. Bundan sonra hayatımızda solunum yolu viral enfeksiyonları daha sık görülmeye başlanacak. Bizler, eskisi gibi mevsimsel döngüyü gözleyemiyoruz. Eskide yaz mevsiminde viral enfeksiyonları görmezdik. Son birkaç yıldır, yaz mevsiminde solunum yolu viral enfeksiyonları ile karşılaşıyoruz. Özellikle yaşlı, kronik hastalığı olanlarda ve çocuklarda daha sık görüyoruz. Bu döngünün kırılmasından neden olanlardan birisi de Covid-19’a neden olan virüs. Covid-19, ölümcül bir salgın etkeni olmaktan çıktı ama sürekli hayatımızda olmaya devam ediyor. Yaz boyunca zaman zaman Covid vakaları ile karşılaştık” ifadelerini kullandı.

&nbsp;

‘OKULLAR AÇILDI KOLAY BULAŞ SÖZ KONUSU’

&nbsp;

Covid-19 virüsünün daha hafif seyrettiğini ve farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Özlü, “Şu an itibarıyla görülen viral enfeksiyonların büyük bir çoğunluğu hatta tamamına yakını Covid-19 virüsüne bağlı enfeksiyonlar. Ağır ve hastaneye yatışı gerektiren kritik vakalar görmüyoruz. Eskisi kadar ağır seyretmiyor ama görülmeye devam ediyor. Bağırsak iltihapları, solunum yolu enfeksiyonları, akciğer ve kalp zarında sıvı birikmesi, el ayak ve parmak hastalığı gibi hastalıklara yol açabiliyor. Bundan sonrası için muhtemelen viral enfeksiyonlardan sıklıkla söz edeceğiz. Okullar açıldı; çocuklar hep bir arada ve kapalı ortamlarda vakit geçiriyorlar. Kolay bulaş söz konusu” dedi.

&nbsp;

‘MÜMKÜN OLABİLDİĞİ ÖLÇÜDE DİKKAT EDİLMELİ’

&nbsp;

Prof. Dr. Özlü, risk grubundaki kişilere hatırlatmalarda bulunarak, “Kronik hastalığı olanların, yaşlı kişilerin, bağışıklığı baskılanmış olanların ve hamile olanların dikkatli olmasında fayda var. Hasta olanlarla temaslarını sınırlandırması lazım. Hasta olanların, topluma 3-5 gün karışmamaları ve hasta olan çocukların okula gönderilmemesi gerek. Mümkün olabildiği ölçüde dikkat edilmeli. Hasta olan kişilerin maske kullanmaları bulaşmayı önler. Bulunduğumuz kapalı ortamları havalandırmak ve hijyene dikkat etmek gerekir. Aşılanması gereken kişileri de grip ve zatürre aşılarını yaptırmalıdır” diye konuştu. (DHA))

&nbsp;

&nbsp;

HABER-KAMERA: Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Trabzon- Prof Dr Özlü: Covid-19 ölümcül salgın etkeni olmaktan çıktı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 10:17:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzon-prof-dr-ozlu-covid-19-olumcul-salgin-etkeni-olmaktan-cikti-131944-20250922.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzon-prof-dr-ozlu-covid-19-olumcul-salgin-etkeni-olmaktan-cikti-131944-20250922.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzon-prof-dr-ozlu-covid-19-olumcul-salgin-etkeni-olmaktan-cikti-131944-20250922.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[‘Beyin tümörlerinde en önemli risk faktörü radyasyon’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-beyin-tumorlerinde-en-onemli-risk-faktoru-radyasyon-48234.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-beyin-tumorlerinde-en-onemli-risk-faktoru-radyasyon-48234.html</link>
                    <description><![CDATA[‘Beyin tümörlerinde en önemli risk faktörü radyasyon’]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL, (DHA)- BEYİN tümörlerinin çocuklar da dahil olmak üzere her yaşta görülebildiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Abuzer Güngör, “Her yıl yaklaşık 100 bin kişide 25-30 yeni beyin tümörü olgusuna rastlanır. Her yaşta ortaya çıkabilse de, en çok ileri yaşlarda tanı konur. Çocuklarda da görülebilir ancak bu dönemde farklı tümör tipleri ön plandadır. Beyin tümörlerinin çoğu ailede benzer hastalık olmadan gelişir. Genetik yatkınlık nadir vakalarda önemlidir. En bilinen risk faktörü, özellikle çocuklukta baş bölgesine alınan radyasyondur” dedi.

&nbsp;

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Abuzer Güngör, beyin tümörü hakkında açıklamalarda bulundu. Beyin tümörünün tanımını yapan Prof. Dr. Güngör, “Beyin tümörü, kontrolsüz bir şekilde büyüyen ve çoğalan hücrelerin oluşturduğu anormal bir doku kitlesidir. Normalde hücrelerin büyümesini durduran hücresel mekanizmalar hasar görüp çalışmadığında tümör oluşur ve zamanla büyüyebilir. Bu tümörler iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) olabilir. İyi huylu tümörler genellikle daha yavaş büyür ve çevre dokulara çok da yayılma eğilimi göstermezken, kötü huylu tümörler hızlı ilerler, çevre dokulara ve bazen uzak bölgelere yayılabilir” diye konuştu.

&nbsp;

‘HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR’

Toplumda beyin tümörünün görülme sıklığından bahseden Prof. Dr. Güngör, “Beyin tümörleri toplumda nadir görülür. Her yıl yaklaşık 100 bin kişide 25-30 yeni olguya rastlanır. Her yaşta ortaya çıkabilse de, en çok ileri yaşlarda tanı konur. Çocuklarda da görülebilir, ancak bu dönemde farklı tümör tipleri ön plandadır” dedi.

&nbsp;

‘ÇOCUKLUKTA BAŞ BÖLGESİNE ALINAN RADYASYONA DİKKAT’

Prof. Dr. Güngör, beyin tümörlerinin çoğunun ailede benzer hastalık olmadan geliştiğini; genetik yatkınlığın nadir vakalarda önemli olduğunu, en bilinen risk faktörünün özellikle çocuklukta baş bölgesine alınan radyasyon olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güngör, cep telefonu veya kimyasallar gibi diğer faktörlerin etkisinin kesin olarak kanıtlanmadığını ve bir insanda tümör oluşma riskinin genetik, sağlık geçmişi ve çevresel etkilerin birleşimiyle belirlendiğini dile getirdi. Prof. Dr. Güngör, MR görüntüleme yönteminin ise radyasyon açısından bir sağlık riski taşımadığının altını çizdi.

&nbsp;

‘BELİRTİLERE DİKKAT EDİLMELİ’

Belirtilerden bahseden Prof. Dr. Güngör, şu bilgileri paylaştı:

“Beyin tümörleri çok farklı belirtilerle kendini gösterebilir. En sık karşılaşılan şikâyetler arasında baş ağrısı, nöbet, konuşma veya düşünme güçlüğü, kişilik ve davranış değişiklikleri, vücudun bir tarafında uyuşma ya da güçsüzlük, denge kaybı ve baş dönmesi, görme veya işitme sorunları, hafıza kaybı, açıklanamayan mide bulantısı, kusma ve yorgunluk sayılabilir. Özellikle yeni başlayan ve giderek şiddetlenen baş ağrıları, nöbet, ani görme ya da konuşma bozuklukları gibi bulgular dikkate alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.”

&nbsp;

TANI KONMA SÜRECİ

Tanı konma süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Güngör, “Öncelikle görüntülemede MR tercih edilir. MR ile tümörün yeri, boyutu ve çevre dokularla ilişkisi ayrıntılı görülebilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) de özellikle acil durumlarda veya kemik yapılarla ilişkili tümörlerin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Kesin tanı ise çoğu zaman tümör dokusundan alınacak biyopsi ile konur. Beyin tümörlerinde erken teşhis, hastalığın gidişatını ve hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde değiştirebilir. Tümör henüz küçükken ve çevre dokulara yayılmadan tanı konduğunda, cerrahiyle tamamen çıkarılma şansı artar. Böylece hastalığın kontrol altına alınarak hastanın daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürmesi mümkün olur” ifadelerini kullandı.

&nbsp;

‘TEDAVİ TÜMÖRÜN YERİ VE HASTAYA GÖRE DEĞİŞİYOR’

Beyin tümörlerinin tedavisinin, tümörün türü, yeri ve hastanın genel durumuna göre belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Güngör “İyi huylu tümörlerde genellikle cerrahi ile çıkarma hedeflenir; eğer tümörün çıkarılması mümkün değilse de hedefe odaklanmış ışın tedavileri (Gamma Knife, CyberKnife) uygulanabilmektedir. Kötü huylu tümörlerde ise cerrahiye ek olarak radyoterapi, kemoterapi, immünoterapi ve elektriksel alan tedavileri (TTFields) kullanılabilir. Bazı merkezlerde yeni çıkan tedavi seçeneklerinden lazer ablasyon veya hedefe yönelik ilaçlar da denenmektedir. Her beyin tümöründe cerrahi tedavi her zaman ilk seçenek değildir; küçük ve iyi huylu tümörler radyolojik görüntülemelerle sadece düzenli aralıklarla takip edilebilir. Ameliyat olmasının hasta açısından çok riskli olduğu ya da tümörün çıkarılamadığı durumlarda ise radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar veya hedefe odaklanmış radyocerrahi gibi tedavi yöntemleri seçenekleri de mevcuttur. Son yıllarda elektriksel alan tedavileri ve lazer ablasyon gibi yöntemler de cerrahiye uygun ya da tümör kalıntısı olan hastalarda alternatif sunmaktadır. Günümüzde tedavi her hasta özelinde değerlendirilerek cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemlerin biri veya kombinasyonu ile planlanmaktadır” diye konuştu.

&nbsp;

‘YAPAY ZEKA DESTEKLİ GÖRÜNTÜLEME VE ROBOTİK CERRAHİ UYGULANABİLİYOR’

Yapay zeka ve robotik cerrahinin, beyin tümörlerinin tedavisinde giderek daha fazla kullanıldığının altını çizen Prof. Dr. Güngör, şöyle konuştu:

“Yapay zekâ destekli görüntüleme ve analiz sistemleri, tümörün sınırlarını daha net belirlemeye yardımcı olarak cerrahların daha hassas ve güvenli operasyon yapmasını sağlar. Robotik cerrahi teknolojileri ise özellikle zor ulaşılan bölgelerde cerrahın elini destekleyerek ameliyatların daha kısa sürede, daha az hata ile ve sağlıklı dokulara zarar vermeden yapılmasına katkıda bulunur. Bu sayede hem tümörün daha etkin çıkarılması hem de hastaların yaşam kalitesinin korunması mümkün olabilmektedir.”

&nbsp;

Beyin tümörlerinin tedavisi sonrası yaşam kalitesinin değişebileceğini aktaran Prof. Dr. Güngör “Tümörün türüne, yerine, uygulanan tedavi yöntemlerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak tedavi sonrası yaşam kalitesi de değişir. İyi huylu ve tamamen çıkarılabilen tümörlerde hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilirken, kötü huylu tümörlerde tedavi süreci daha uzun ve zorlayıcı olabilir. Radyoterapi ve kemoterapi yorgunluk, hafıza ve konsantrasyon güçlüğü gibi yan etkiler bırakabilir. İyileşme süresi kişiden kişiye değişir. Cerrahi sonrası birkaç hafta içinde toparlanma görülebilse de, tam uyumun sağlanması aylar alabilir” dedi.

&nbsp;

RİSKİ AZALTACAK YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

Beyin tümörlerinden tamamen korunmayı sağlayacak kesin bir yöntem olmadığını kaydeden Prof. Dr. Güngör “Ancak koruyucu hekimlik kapsamında genel sağlığı destekleyen bazı tedbirler ve düzenli kontrollerle riskler azaltılabilir. Radyasyondan kaçınmak, kimyasal ve ağır metal maruziyetine karşı korunmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol gibi risk faktörlerinden uzak durmak alınabilecek bazı önlemlerdir” dedi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[‘Beyin tümörlerinde en önemli risk faktörü radyasyon’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 06:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/22092025092829_7f3cd0bb7716f5d173a1cd4bce67738b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/22092025092829_7f3cd0bb7716f5d173a1cd4bce67738b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/22092025092829_7f3cd0bb7716f5d173a1cd4bce67738b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rüzgar ve soğuk havaya dikkat! Göz kuruluğunu tetikliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-ruzgar-ve-soguk-havaya-dikkat-goz-kurulugunu-tetikliyor-48210.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-ruzgar-ve-soguk-havaya-dikkat-goz-kurulugunu-tetikliyor-48210.html</link>
                    <description><![CDATA[Rüzgar ve soğuk havaya dikkat! Göz kuruluğunu tetikliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, mevsim değişimleriyle birlikte hava koşullarına bağlı olarak gözlerde kuruluk ve alerji görülebildiğini söyledi.

İSTANBUL (İGFA) - Sonbahar ve kış aylarında, rüzgar ile soğuk havanın vücudun hormonal dengesini değiştirdiğini ve göz kuruluğunu tetiklediğini belirten Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, bu durumda yerine koyma tedavisi uygulandığını dile getirdi.

Göz kuruluğundan kaynaklanan batma, yanma, yorgunluk, aniden sulanma gibi şikayetlerle başvuran hastalar için, suni gözyaşı, gözyaşı ritmini artırıcı damlalar ve gözyaşı kanallarına tıkaç koyma yöntemlerinden oluşan bir tedavi uyguladıklarını belirten Doç. Dr. Asena, göz kuruluğunun yalnızca mevsimsel olarak ortaya çıkmadığını anımsattı. Asena, “Vücut kaynaklı etkenler, bilgisayar başında ofis ortamında uzun saatler geçirmenin yanı sıra; romatizmal hastalıklar, tiroid bazlı ilaçlar ve gençlerin kullandığı bazı sivilce ilaçları da kuruluk seviyesini artırabiliyor” dedi.

&nbsp;

"GÖZLERİ OVUŞTURMA DOĞRU DEĞİL"

Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülen allerjik konjonktiviti, polen, güneş ışığı, ev tozları ve evcil hayvanlar gibi unsurların tetiklediğini kaydeden Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, bu rahatsızlık için de antihistaminik ve kortizon içeren damla tedavisi uygulandığını belirterek, gözleri su ve elleri de sabunlu suyla yıkamanın alerjinin getirdiği etkileri azalttığına dikkat çekti. Asena, gözleri kaşıma ve ovuşturmanın göz sağlığı açısından doğru olmadığını da sözlerine ekledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Rüzgar ve soğuk havaya dikkat! Göz kuruluğunu tetikliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Sep 2025 11:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/21092025144101_7af0f0efcefc524096c3dff296fbe493.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/21092025144101_7af0f0efcefc524096c3dff296fbe493.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/21092025144101_7af0f0efcefc524096c3dff296fbe493.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İç hastalıkları uzmanı Dr Kılıç: Halsizlik ve yorgunluk, vücudun sessiz çığlığıdır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-48203.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-48203.html</link>
                    <description><![CDATA[İç hastalıkları uzmanı Dr. Kılıç: Halsizlik ve yorgunluk, vücudun sessiz çığlığıdır]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Berkay YILDIZ/SAMSUN, (DHA)- SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özgür Kılıç, “Halsizlik ve yorgunluk, çoğu zaman basit gibi görünse de vücudun sessiz çığlığıdır. Bu şikayetler vitamin ve mineral eksikliklerinden ciddi hastalıklara kadar geniş bir yelpazede hastalıkların habercisi olabilir” dedi.

Uzun yıllardır görev yaptığı iç hastalıkları anabilim dalında, tedavi olmak için gelen hastaların büyük bir çoğunluğunun halsizlik ve yorgunluktan şikayetçi olduklarını belirten OMÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, halsizlik ve yorgunluğun tek başına ya da başka semptomlarla birlikte de görülebileceğini söyledi. Genç ve kronik hastalığı olmayan bireylerde halsizlik ve yorgunluğun en sık nedeninin vitamin ve mineral eksiklikleri olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, “Özellikle B12, D vitamini ve folat eksikliği laboratuvar testlerinde yaygın olarak karşımıza çıkıyor. Et tüketiminin az olduğu bireylerde ve genç kadınlarda demir eksikliğine bağlı kansızlık sık görülüyor. Düzensiz beslenme, yoğun yaşam temposu ve stres de bu eksikliklerin ortaya çıkmasında önemli rol oynuyor” diye konuştu.

‘STRESLİ YAPIYA SAHİP KİŞİLERDE, SABAHLARI KAS AĞRILARIYLA UYANMA VAKALARI GÖRÜLÜYOR’

Yaşı ilerlemiş veya kronik hastalığı olan bireylerde halsizlik ve yorgunluğun farklı sebeplerden kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Özgür Kılıç, “Polifarmasi dediğimiz çoklu ilaç kullanımı, ilaç etkileşimleri ve yan etkiler yoluyla tabloyu ağırlaştırabiliyor. Örneğin hipertansiyon hastalarında tansiyonun aşırı düşmesiyle birlikte baş dönmesi, halsizlik ve denge bozuklukları görülebiliyor. Bu gibi durumlarda ilacın dozunu düşürmek ya da geçici olarak kesmek şikayetlerde iyileşme sağlıyor. Ancak kan şekeri yüksekliği, tansiyonun kontrolsüz seyretmesi ya da kalp yetmezliği bulgularının artması halinde tedaviyi yeniden düzenlemek gerekebiliyor. Sabahları kas ağrılarıyla uyanan ve tahlillerde romatizmal belirti bulunmayan kişilerde de fibromyaljinin öne çıkmaktadır. Bu durum özellikle mükemmeliyetçi ve stresli yapıya sahip kişilerde sık görülüyor. Halk arasında kas romatizması veya sinirsel romatizma olarak da biliniyor” ifadelerini kullandı.

Halsizlik ve yorgunluğa unutkanlık, çabuk üşüme, kalp çarpıntısı ve kas zayıflığı gibi belirtiler eşlik ettiğinde farklı nedenlerin araştırılması gerektiğini söyleyen Dr. Özgür Kılıç, şöyle konuştu:

“Anksiyete bozuklukları, tiroid ve böbrek üstü bezinin işlev bozuklukları, vitamin ve mineral eksiklikleri ile kansızlık mutlaka ayırıcı tanıda düşünülmelidir. Ayrıca elektrolit dengesizlikleri de bu şikayetlere yol açabilir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Kilo kaybı, gece terlemesi, karın ağrısı ve karında şişlik gibi bulgularla birlikte görülen halsizlik ve yorgunluk durumlarında ise ciddi hastalıkların araştırılması gerekir. Kanser, enfeksiyon, iltihabi hastalıklar ve siroz gibi durumlar da bu tabloya eşlik edebilir. Hekim önerisi olmadan vitamin, omega 3 veya kolajen gibi takviyelerin kullanılması çoğu zaman asıl nedeni maskeler ve tanıyı geciktirir. Takviye kullanımı mutlaka doktor kontrolünde ve laboratuvar sonuçlarına göre yapılmalıdır. Basit gibi görünen bu şikayetler aslında vücudun bize gönderdiği bir alarm olabilir. Halsizlik ve yorgunluk, çoğu zaman basit gibi görünse de vücudun sessiz çığlığıdır. Bu şikayetler vitamin ve mineral eksikliklerinden ciddi hastalıklara kadar geniş bir yelpazede hastalıkların habercisi olabilir.” (DHA)

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İç hastalıkları uzmanı Dr Kılıç: Halsizlik ve yorgunluk, vücudun sessiz çığlığıdır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Sep 2025 08:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/21092025113625_5b050c836e924ff504bc3ca526f3c38b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/21092025113625_5b050c836e924ff504bc3ca526f3c38b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/21092025113625_5b050c836e924ff504bc3ca526f3c38b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geri ödeme listesine 64 yeni ilaç eklendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-geri-odeme-listesine-64-yeni-ilac-eklendi-48043.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-geri-odeme-listesine-64-yeni-ilac-eklendi-48043.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu geri ödeme listesine alınan yeni ilaçlarla ilgili müjdeyi verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, geri ödeme listesine 51’i yerli üretim olmak üzere 64 yeni beşeri tıbbi ürünün eklendiğini duyurdu.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu geri ödeme listesine alınan yeni ilaçlarla ilgili müjdeyi verdi.

Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, listeye 5 kan ürünü, 3 KOAH ilacı, 4’er diyabet ilacı, alerji aşısı ve antibiyotik ile 1 biyobenzer göz içi ilacının dahil edildiğini bildirdi.

Memişoğlu açıklamasında; geri ödeme listesinin 14 kan ve kan yapıcı organ ilacı, 6 analjezik, 4 antiinflamatuvar analjezik, 4 sindirim sistemi ilacı, 2’şer antiparaziter, immünsüpresan, oftalmik preparat ve vitamin ile 1’er antifungal, antiviral, hormon preparatı, psikoleptik, hemoroid tedavisi ilacı ve özel tıbbi amaçlı gıda ile genişletildiğini kaydetti.

https://twitter.com/drmemisoglu/status/1967951001819730102

Toplam 64 ilacın 51’inin yerli üretim olması, yerli ilaç sanayisine destek olarak öne çıktı. düzenlemenin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağını ve halk sağlığına katkı sağlayacağı bildirildi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Geri ödeme listesine 64 yeni ilaç eklendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 14:17:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/16092025180049_2953401f13c5ee9fef5994ded2e15a5f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/16092025180049_2953401f13c5ee9fef5994ded2e15a5f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/16092025180049_2953401f13c5ee9fef5994ded2e15a5f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından 'obezite' uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-uzmanindan-obezite-uyarisi-47876.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-uzmanindan-obezite-uyarisi-47876.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından 'obezite' uyarısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- ENDOKRİNOLOJİ ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doktor Ahmet Suat Demir, obezite hastalığının ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirterek, "Obezite dünyada ve Türkiye’de büyük bir hızla ilerlemekte ve büyük bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Obezite, artık bir hastalıktır. Obezitenin bir hastalık olduğu bilincine varıp mutlaka tedbir almamız gerekir. Obezitenin küresel bir salgın olduğunu söyleyebiliriz" dedi.

Obezitenin, modern dünyanın en yaygın sağlık sorunlarından biri haline geldiği belirtiliyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doktor Ahmet Suat Demir, hızla artan obezite oranlarının, özellikle pandemi döneminde hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarıyla daha da yükseldiğini anlattı. Obezite farkındalığının artmasına ilişkin önemli bilgiler veren Doktor Demir, yeme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzının obezitedeki risk faktörleri olduğunu dile getirerek, "Obezite, dünyada ve Türkiye’de büyük bir hızla ilerlemekte ve büyük bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Obezite, artık bir hastalıktır. Obezitenin bir hastalık olduğu bilincine varıp mutlaka tedbir almamız gerekir. Rahatlıkla, obezitenin küresel bir salgın olduğunu söyleyebiliriz. Evde kaldığımız pandemi döneminde hareketsiz kaldık ve evde bulunduğumuz süreç boyunca da hepimiz evlerimizde sürekli bir şeyler yedik. Yeme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı, obezite için en önemli risk faktörlerindendir. Obezitenin sebep olmadığı hiçbir hastalık yok. Diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, emboli riski ve bazı kanser türlerinin daha sık görülmesi gibi çok büyük ve ciddi sağlık problemlerine yol açabilecek olan bir durum" diye konuştu.

Obezitenin insülin direncini artırdığına değinen Doktor Demir, "Obezite tanımı yapılırken birçok kriter kullanılabiliyor fakat biz standardize etmek adına en çok vücut kitle endeksini kullanıyoruz. Vücut ağırlığınızı, boy uzunluğunuzun metrekaresine bölerek elde ediyoruz. Vücut kitle endeksi 25’in üzerindeyse kilolu, 30’un üzerindeyse obez diyoruz. 35, 40, 50 gibi sınırlar var; ciddi obezite ve morbit obezite olarak sınıflandırıyoruz. Bu anlamda teknolojinin bize zararı dokunmaktadır. Obezite insülin direncini de birlikte getirir. İnsülin bireyde; sık sık yeme açlık ve tatlı krizleriyle kendini belli eder. Bu krizlerle birlikte beslenmemiz daha çok karbonhidrat ağırlıklı olur ve daha fazla kalori alırız. Aldığımız kalorilerle daha çok kilolu oluruz, alınan kilolar da insülin direncimizi artırarak bizi kısır bir döngüye sokar" ifadelerini kullandı.



‘KİLOLU OLDUĞUNUN FARKINDA OLANLAR TEDBİR ALMIYOR’

Doktor Demir, gizli obeziteye dikkat çekerek, "Gizli obezite, hastanın herhangi bir şikayetinin olmaması fakat vücut yağ oranı ve vücut endeksi yüksek olmasıyla kendini belli eder. Belki de hasta bu durumun farkında bile değildir. Hastalarımızdan önemli bir kısmı kendilerinin kilolu olduğunun farkında fakat bunun için tedbir almıyorlar ya da aldıkları tedbirler başarısız oluyor. Diyetler ve egzersizler yapıyorlar fakat belli bir program dahilinde bunları yapmadıkları ve profesyonel bir destek almadıkları için başarısız oluyorlar. Birkaç girişiminde başarısız olduktan sonra umutsuzluğa kapılıyorlar. En çok bu hasta profili ile karşılaşıyoruz ve elimizden geldiği kadar da destek olmaya çalışıyoruz" dedi.



'ÇOCUKLARINIZI HAREKET ETMEYE TEŞVİK EDİN'

Obezite belirtilerini sıralayan Doktor Demir, "Hareket etmiyorsanız, sık sık yemek yiyorsanız, açlık ve tatlı krizleri yaşıyorsanız, geceleri yatmadan bir şeyler yiyorsanız, uykudan uyanıp buzdolabına gidiyorsanız obezite yolunda ilerliyorsunuz demektir. Ebeveynlere en önemli tavsiyem; çocuklarınızı paketli gıdalardan, fastfood ve sağlıksız yiyeceklerden koruyun ve çocuklarınızı hareket etmeye teşvik edin. Günde 45 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, koşu, bisiklet sürmek gibi aktivitelere yönlendirin ve mutlaka çocuklarınızın kilolarını kontrol edin" diye konuştu. (DHA)


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından 'obezite' uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 09:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/11092025122805_bad7c5c4be11af98f809fabb0ab461f6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/11092025122805_bad7c5c4be11af98f809fabb0ab461f6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/11092025122805_bad7c5c4be11af98f809fabb0ab461f6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ezbere ilaç kullananlar! Bu haberi iyi okuyun]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun-47761.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun-47761.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Uzbay, “Sibutramin” maddesinin beyinde neden olduğu etkiyi ve tehlike boyutuna dikkati çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnternette gıda takviyesi olarak satılan ve bir ayda 10 kilo verdirdiği iddia edilen üründe sibutramin maddesine rastlandı. Sibutramin ani ölümlere, kalp krizi ve felçlere neden olabiliyor.

İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan "Sibutramin" maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Uzbay, “Sibutramin” maddesinin beyinde neden olduğu etkiyi ve tehlike boyutuna dikkati çekti.

Tehlikenin temelinde yatan yasal boşluğa ve denetim zafiyetine vurgu yapan Prof. Dr. Uzbay, "Buradaki problem aslında bu gıda takviyelerinin Tarım Bakanlığı tarafından onaylanması, kolayca piyasaya sürülmesi ve denetimlerinin az olmasıdır. Sibutramin maddesi başka nelere konuyor, onu bilmiyoruz. Bu yetkinin tamamen Sağlık Bakanlığı'na geçmesi ve bu ürünlerin bu kadar kolay piyasaya çıkmaması lazım." dedi.

Halk arasında yaygın olan yanlış bir algının tehlikeyi büyüttüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, "bitkisel" ve "ilaç değildir" etiketlerinin birer aldatmaca olduğunu belirterek, "Halkın ilaç okuryazarlığı maalesef çok düşük ve şöyle bir şey pompalandı: 'Bitkisel olan, bitki kökenli ürünlerin tamamı zararsızdır.' O nedenle de burada Sağlık Bakanlığı denetimi devre dışı kaldı. Önemli olan etken maddenin böyle bir etki oluşturmasıdır. Bitkisel olması, bir etken maddenin yan etkileri olmayacağı anlamına gelmiyor. Bu ürünlerin üzerinde ne yazıyor? ‘İlaç değildir.’ Ama bunların hepsi sağlık için pazarlanıyor, hastalıklara iyi geleceği iddia ediliyor ve aynen bir ilaç gibi eczanelerde de satılıyor." diye konuştu.

&nbsp;

"VİAGRA ETKEN MADDESİ DE KATILIYOR"

Prof. Dr. Uzbay, bu sahtekarlığın sadece zayıflama ürünleriyle sınırlı olmadığını, cinsel gücü artırdığı iddia edilen takviyelerde de benzer bir durumun yaşandığını ifade ederek, “Cinsel gücü arttırdığı iddia edilen birçok başka takviye var piyasada satılan. Bunlar üzerinde de inceleme yapılsa çoğunda Viagra diye bildiğimiz sildenafil etken maddesi bulunuyor. Bunlar internetten ve elden pazarlayan şirketlerden de temin edilebiliyor, kuryelerle kapıya kadar getirilebiliyor." ifadesinde bulundu.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu ölümcül ticaretin önüne geçmek için atılması gereken adımları şöyle sıraladı:

"Bunu yapan firma ve bunu piyasaya sürenler her kimlerse, bunların cezalandırılması gerekiyor. Yani yasaklamaktan önce caydırıcı cezaların açık seçik ortaya konması lazım. Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor. Ve denetimi yapmaya yetkili olan bakanlığın Tarım Bakanlığı'ndan ziyade Sağlık Bakanlığı olması lazım. Üzerinde ‘ilaç değildir’ yazınca sorumluluktan da kurtuluyorsunuz. Hâlbuki bir hekim böyle bir ilaç verse ve hasta zarar görse ciddi sorumlulukları var. Bunların da bir sorumluluk dâhilinde olması lazım."

"EZBERE İLAÇ KULLANMAYIN!"

Bir ayda 10-15 kilo vermek çok sağlıklı bir şey olmadığının altını çizen Prof. Dr. Uzbay, "Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz. Mutlaka bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi, reçetesi veya tavsiyesi ve bir diyetisyenin gözetiminde yapılması lazım. Yoksa insanlar çok ağır sonuçlarla karşılaşabilir" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ezbere ilaç kullananlar! Bu haberi iyi okuyun - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 15:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/07092025191019_16c4c01f1692235515975544503d815a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/07092025191019_16c4c01f1692235515975544503d815a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/07092025191019_16c4c01f1692235515975544503d815a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof Dr Özlü'den 'hayvan tüyü' uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-prof-dr-ozluden-hayvan-tuyu-uyarisi-47643.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-prof-dr-ozluden-hayvan-tuyu-uyarisi-47643.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Özlü'den 'hayvan tüyü' uyarısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, halk arasında ‘kedi tüyünün akciğere kaçması’ olarak tabir edilen durumun kedi tüyünün alerjik etkisine bağlı olarak ortaya çıkan ‘aşırı duyarlılık zatürresi’ olduğunu ifade ederek, “Sadece kedi tüyüne karşı değil, kuş tüyüne, kümes hayvanlarının tüyüne karşı da olabilir” dedi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, ‘aşırı duyarlılık zatürresi’nin kedi tüyünün yanı sıra diğer hayvan türleri, organik tozlara ve atıklara karşı da gelişebildiğini ifade etti. Aşırı duyarlılık zatürresinin, hayvan bakımı yapanlarda ve o ortama maruz kalanlarda daha sık görülebileceğini kaydeden Özlü, “Bu hastalık, kedi tüyünün alerjik etkisine bağlı olarak ortaya çıkan aşırı duyarlılık zatürresidir. Sadece kedi tüyüne karşı değil, kuş tüyüne diğer kümes hayvanlarının tüyüne karşı da olabilir. Sadece tüy değil, hayvanların diğer atıklarından ve organik tozlarının solunmasına karşı da olabilir. Başta hayvanlar olmak üzere, organik maddelerin solunmasına bağlı olarak ortaya çıkan alerjik bir tepkimedir. Güvercin besleyenlerde, kümes hayvancılığı yaparak, tavuk, kaz besleyenlerde görebiliyoruz. Sığır, keçi, koyun besleyenlerde de ortaya çıkabildiğini görüyoruz” diye konuştu.

‘TEŞHİSİ GECİKEBİLİR’

Prof. Dr. Özlü, aşırı duyarlılık zatürresinin en belirgin semptomunun öksürük ve nefes darlığı olduğunu ifade ederek, “Bir enfeksiyon ve zatürre gibi ateş, solunum sıkıntısı, nefes darlığı, hırıltı, halsizlik ve kırgınlığa yol açıp zamanla kronikleşebilir. Bu durumlar hayvan ve diğer organik tozlara karşı ortaya çıkan bir aşırı duyarlılık tepkimesidir. Teşhisi gecikebilir. Mikrobik bir zatürre gibi düşünülebilip antibiyotikler verilebilir. Dikkat etmek lazım. Böyle ortamlarda bulunan kişilerde akla gelmesi gereken bir durum. Bu tür ortamların başlangıçta bir etkisi olmayabilir ama zamanla tekrarlayan durumlarda duyarlılık oluşur. Bu duyarlılığın sonucunda ortaya çıkan ilk semptom; öksürük ve nefes darlığıdır” ifadelerini kullandı. (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof Dr Özlü'den 'hayvan tüyü' uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 10:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/04092025132901_0a5bae7c8a68fee032765147724cad2b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/04092025132901_0a5bae7c8a68fee032765147724cad2b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/04092025132901_0a5bae7c8a68fee032765147724cad2b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SMA tedavisinde Türkiye gelişmiş ülkelerin önünde]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-sma-tedavisinde-turkiye-gelismis-ulkelerin-onunde-47488.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-sma-tedavisinde-turkiye-gelismis-ulkelerin-onunde-47488.html</link>
                    <description><![CDATA[SMA tedavisinde Türkiye gelişmiş ülkelerin önünde]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye ise erken tanı programları, tedaviye erişim olanakları ve toplumsal farkındalık çalışmalarıyla bu alanda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. SMA'nın dünya genelinde görülme sıklığı 10 binde 1 iken, Türkiye'de ise bu oran 6 binde 1 oldu.

İSTANBUL (İGFA) - Ağustos ayı dünya genelinde SMA (Spinal Musküler Atrofi) farkındalık ayı olarak kutlanıyor. Türkiye'de yaygınlaştırılan yenidoğan ve evlilik öncesi tarama testleri sayesinde, hastalık belirtileri başlamadan tanı konulabiliyor ve yeni vakaların önlenmesine yönelik kritik adımlar atılıyor.

Çocuk Nöroloji ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı, Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uluç Yiş, Türk Nöroloji Derneği Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe, Türkiye SMA Vakfı Başkan Vekili Ece Soyer Demir ve Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli; Türkiye'deki erken tanı uygulamalarını, tedaviye erişim olanaklarını ve toplumsal farkındalık çalışmalarını değerlendirdi.

&nbsp;

Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uluç Yiş konuyla ilgili olarak, “SMA, kas hareketlerini kontrol eden motor nöronların kaybıyla ortaya çıkan kalıtsal bir hastalık olduğunu belirterek, "Yutma ve solunum sorunları gibi ciddi ek rahatsızlıklar, semptomlar başlamadan tedavi edilen hastalarda neredeyse hiç görülmüyor. Türkiye, dünyada yalnızca yaklaşık 30 ülkede bulunan SMA tarama programına sahip ve 2022'de Ulusal Yenidoğan Tarama Programı'na dahil edilen topuk kanı testi ile hastalık doğumdan sonraki ilk günlerde saptanabiliyor" dedi.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2022'de 1,55 milyon bebeğe test yapılmış ve 235'ine SMA tanısı konulmuştur. Ayrıca, 2021'de başlatılan evlilik öncesi tarama programı kapsamında 2023'e kadar 1,83 milyon kişinin tarandığı belirtilirken, erken tanının yanı sıra, mevcut ilaç tedavileri ve çok yönlü bakım yaklaşımlarıyla (fizyoterapi, beslenme desteği, cihazlar) hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde arttığı kaydedildi.

&nbsp;

Bu arada Türk Nöroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe ise, SMA'nın belirtilerin ortaya çıkış yaşı ve şiddetine göre Tip 0, Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 4 olmak üzere 5 gruba ayrıldığını, toplumda yalnızca çocuklukta görüldüğü düşünülse de Tip 3 ve Tip 4 gibi geç başlangıçlı tipler ergenlik ya da erişkinlik döneminde de ortaya çıkabildiğinin altı çizildi. Türkiye'de yaklaşık bin 300 SMA hastası tedavi gördüğünü belirten Prof. Dr. Tekçe, "Erişkin hastaların kullanabildiği iki tedavi seçeneği hem hastalar hem de yakınları için süreci önemli ölçüde kolaylaştırmakta; iş ve sosyal yaşamdan kopmadan yaşam kalitesini artırmaktadır” dedi.

&nbsp;

Türkiye SMA Vakfı Başkan Vekili Ece Soyer Demir ise, toplumda her 40-60 kişiden biri taşıyıcıdır; bu nedenle test, mücadelede atılacak ilk ve en kritik adım olduğuna dikkati çekerken, Yenidoğan Tarama Testi'nin henüz belirtiler başlamadan tanı konulmasını ve erken tedaviyle kas kayıplarının önlenmesini sağladığını söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SMA tedavisinde Türkiye gelişmiş ülkelerin önünde - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 15:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/29082025194643_c2b7f319d86c8234aed37a619b62ab47.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/29082025194643_c2b7f319d86c8234aed37a619b62ab47.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/29082025194643_c2b7f319d86c8234aed37a619b62ab47.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MHRS’de yeni dönem: Üniversite hastanelerine randevu imkanı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-mhrsde-yeni-donem-universite-hastanelerine-randevu-imkani-47443.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-mhrsde-yeni-donem-universite-hastanelerine-randevu-imkani-47443.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden üniversite hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir uygulamayı kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 1 Eylül itibarıyla MHRS üzerinden Yozgat ve Pamukkale üniversite hastanelerinden randevu alınabileceğini açıkladı.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden üniversite hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir uygulamayı kamuoyuyla paylaştı.

Bakan Memişoğlu, aile hekimlerinin desteğiyle üniversite hastanelerinin bir kısmından MHRS aracılığıyla randevu alınabileceğini belirtti. Pilot uygulama kapsamında, Yozgat Bozok Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi hastanelerinde 1 Eylül 2025 tarihinden itibaren MHRS üzerinden randevu verilmeye başlanacak.

Yeni uygulamanın, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması ve üniversite hastanelerinin daha etkin kullanılmasını sağlaması hedefleniyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[MHRS’de yeni dönem: Üniversite hastanelerine randevu imkanı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 13:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/29082025085025_eaa4830d9d298787117a98908863f99d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/29082025085025_eaa4830d9d298787117a98908863f99d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/29082025085025_eaa4830d9d298787117a98908863f99d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yatmadan önce yapılan bu egzersizler, uyku kalitesini artırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-yatmadan-once-yapilan-bu-egzersizler-uyku-kalitesini-artiriyor-47338.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-yatmadan-once-yapilan-bu-egzersizler-uyku-kalitesini-artiriyor-47338.html</link>
                    <description><![CDATA[Günümüzde uykusuzluk, hem fiziksel sağlığı hem de zihinsel performansı olumsuz etkileyen yaygın bir sorun haline geldi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uykusuzlukla baş etmenin en etkili yollarından biri, doğru egzersiz rutini. Fizyoterapist K. Zafer Aksungur’un önerdiği nefes ve gevşeme temelli 3 hareket, parasempatik sistemi aktive ederek uykuya geçişi kolaylaştırıyor.

İSTANBUL (İGFA) - Günümüzde uykusuzluk, hem fiziksel sağlığı hem de zihinsel performansı olumsuz etkileyen yaygın bir sorun haline geldi.

Ancak yatmadan önce yapılan kısa ve bilinçli bir egzersiz rutini, bu döngüyü kırmak için güçlü bir çözüm olabilir.

Fizyoterapist K. Zafer Aksungur, bilimsel araştırmalara dayanan üç etkili egzersizle, kaliteli bir uykunun tesadüf değil; düzenli bir hazırlık süreciyle mümkün olduğunu hatırlattı.

Aksungur’un önerdiği hareketler, yalnızca vücudu gevşetmekle kalmıyor; aynı zamanda parasempatik sinir sistemini uyararak beyne “uykuya geçiş” sinyali gönderirken, bunun da uykuya dalma süresini kısalttığı ve derin uyku kalitesini arttırdığını kaydetti.

DİYAFRAM NEFESİ VE VAGAL TONLAMA İLE SİNİR SİSTEMİNİ YATIŞTIRIN

Journal of Clinical Psychiatry’de yayımlanan çalışmalara dayanan bu teknik, vagus sinirini uyararak bedenin gevşemesine katkı sağlıyor. Yatar pozisyonda yapılan nefes egzersizi, stres hormonlarını azaltırken, bedenin uykuya hazırlandığını sinyalliyor.

Sırt üstü uzanın, bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyun. Burnunuzdan derin bir nefes alın (4’e kadar sayarak), yalnızca karın elinizin yükseldiğini hissetmelisiniz. Nefesi 6’ya kadar sayarak ağızdan verin. Nefes verirken hafifçe “mmm” sesi çıkararak vagus sinirini uyarın. 5–7 nefes boyunca tekrar edin.

BACAKLARI DUVARDA POZ: KORTİZOLÜ DENGELEYİN

Komplementer terapide sıkça kullanılan bu egzersiz, venöz dönüşü destekleyerek özellikle gün boyunca ayakta kalan bireylerin alt ekstremite yorgunluğunu azaltıyor. Kalp ritmini yavaşlatarak vücudu sakinleştiren bu pozisyon, uyku öncesi ritüele güçlü bir destek sunuyor.

Yatağın yanında ya da yerde, bacaklarınızı dik açıyla duvara yaslayarak sırt üstü uzanın. Kollar yanda açık, avuçlar yukarı baksın. 3–5 dakika boyunca bu pozisyonda kalın.

SOMATİK TARAMA + YAVAŞ PELVİK TİLT (YERDE)

Bu uygulama, hem omurgayı rahatlatıyor hem de kişiyi anda kalmaya teşvik ederek zihinsel gevşemeyi sağlıyor.

Fizyoterapist Aksungur, bu egzersizin yalnızca fiziksel değil, duygusal gerginliğe karşı da etkili bir araç olduğunu söyledi.

Yere sırt üstü uzanın, dizler bükülü, ayaklar yerde olsun. Nefesle birlikte yavaşça belinizi yere doğru bastırarak pelvik tilt yapın, sonra serbest bırakın. Her hareket 4–6 saniye sürsün. Egzersiz sırasında bedeninize odaklanın: “Şu an bedenimde en çok rahatlayan yer neresi?” gibi sorularla beden farkındalığını artırın.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yatmadan önce yapılan bu egzersizler, uyku kalitesini artırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/25082025170039_20f1445a48d98e1f8aaeb24aa495e5f9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/25082025170039_20f1445a48d98e1f8aaeb24aa495e5f9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/25082025170039_20f1445a48d98e1f8aaeb24aa495e5f9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından 'yaz ishali’ uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-uzmanindan-yaz-ishali-uyarisi-47325.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-uzmanindan-yaz-ishali-uyarisi-47325.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından 'yaz ishali’ uyarısı...GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı uyarlarda bulunarak..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı uyarlarda bulunarak, “Özellikle bebeklerde, çocuklarda ve yaşlı hastalarda bu ishallerin sıvı kaybına bağlı olarak daha hayati risklere neden olabileceğini söylememiz lazım. Risk grubundakilerin hastaneye ve hekime başvurmaları gerek. Diğer kişiler içinse ishal olunduğunda bol sıvı alınması önemlidir” dedi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava sıcaklıklarının artmasıyla ‘yaz ishali’ olarak adlandırılan rahatsızlıklarda artış olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu. Yaz mevsiminde ve seyahat dönemlerinde ishalin daha sık görüldüğünü kaydeden Özlü, “Yaz mevsiminde ishaller sık rastladığımız bir durum. Özellikle seyahat sırasında ishal durumuna daha sık rastlıyoruz. Çeşitli nedenleri var. Yeme içme alışkanlığı kişiye göre değişiyor. Seyahat esnasında kendi düzeniniz bozuluyor. Farklı yerlerde alıştığınızın dışındaki gıdalarla beslenmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da sizin mide-bağırsak sisteminizi etkiliyor. İshallerin bir kısmı beslenmeyle ilgili olarak ortaya çıkar. Bir kısmı ise virüsler ve bakterilere bağlı hastalıklara bağlı olur. Günde 2-3 kereden fazla sulu dışkılama ile kendini belli eder” ifadelerini kullandı.

‘İSHAL DİYETİ ÖNERİYORUZ’

İshal belirtilerine ve bol sıvı tüketiminin önemine değinen Özlü, “Vücutta halsizlik, kırgınlık, ateş kas ağrıları, baş ve karın ağrısı yapabilir. Bulantı ve kusmaya da neden olabilir. Özellikle bebeklerde, çocuklarda ve yaşlı hastalarda bu ishallerin sıvı kaybına bağlı olarak daha hayati risklere neden olabileceğini söylememiz lazım. Risk grubundakilerin hastaneye ve hekime başvurmaları gerek. Diğer kişiler içinse ishal olunduğunda bol sıvı alınması önemlidir. Sadece sıvı alınması yeterli değil. Minarel kaybı da oluyor. Doğal maden sodası dediğimiz mineralli su tüketilmesini öneriyoruz. Böbrek hastalığı yok ise bol miktarda içilebilir. Tuzlu ayran tüketilmeli ve bol sıvılı gıdalar alınmalıdır. İshal sırasında lifli ve yağlı gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle ishal durumlarında 24-48 saat aralığına ishal diyeti öneriyoruz. Patates püresi, pirinç lapası, yoğurt, ayran, çay, beyaz ekmek içi, muz, şeftali, beyaz peynir ve meyve suları içilebilir. Bu şekilde ishalin olumsuz etkilerinden korunmak mümkündür" diye konuştu.

‘AÇIKTA SATILAN GIDALARA DİKKAT EDİLMELİ’

Prof. Dr. Özlü, ishale neden olan faktörlere dikkat çekerek, “İshale neden olan virüsler, bakteriler ve parazitler açıkta satılan gıdalar ile bulaşıyor. Salata barlar, pişirilmemiş gıdalar, süt ve süt ürünleri, dondurmalar, pastanedeki pastalar bulaş açısından hijyene dikkat edilmemiş, uygun koşullarda saklanmamışsa bu tür hastalıklara neden olma riski en yüksek gıdalar oluyor. Bunlara dikkat etmek lazım. Yaz ishalleri; bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlarda ciddi sorunlara yol açabilir” diye konuştu. (DHA)

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından 'yaz ishali’ uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 09:43:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/25082025124309_a7b5542cc9e1cb618651834f1c6f9513.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/25082025124309_a7b5542cc9e1cb618651834f1c6f9513.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/25082025124309_a7b5542cc9e1cb618651834f1c6f9513.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fındık hasadında gizli tehlike; toz alerjik reaksiyonları artırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-findik-hasadinda-gizli-tehlike-toz-alerjik-reaksiyonlari-artiriyor-47299.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-findik-hasadinda-gizli-tehlike-toz-alerjik-reaksiyonlari-artiriyor-47299.html</link>
                    <description><![CDATA[Fındık hasadında gizli tehlike; toz alerjik reaksiyonları artırıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- KARADENİZ’de fındık hasadı sürerken, ürünün toplanması ve işlenmesi yanı sıra kurutma işlemleri sırasında ortaya çıkan toz ve polenler, solunum yolu hastalıklarını tetikliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Fındığın serilmesi, toplanması, patoz işlemi ve çuvala konulması sırasında etrafa saçılan tozlar alerjik yapıya sahip. Fındık tozu, astımı ve alerjik duyarlılığı olan kişileri olumsuz etkiliyor. Aile boyu tarım yaygın oluyor. Buna bağlı olarak da kronik hastalıkları olanların ve yaşlı kişilerin hayat kalitesi değişiyor” dedi. Karadeniz Bölgesi’nde fındık hasadı devam ederken, bir yandan da olgunlaşan ürününü toplayan üreticiler, kurutma mesaisini sürdürüyor. Bölgede bahçelerde olgunlaşan fındığın toplanması ve işlenmesin yanı sıra kurutma işlemleri sırasında ortaya çıkan toz ve polenler, solunum yolu hastalıklarını tetikliyor. Uzmanlar, sıcak havada uzun süreli ağır tarım faaliyetlerinin sıvı ve mineral kaybına neden olduğunu, uyku düzenini bozduğunu, bu nedenle kronik rahatsızlığı bulunan kişiler ve özellikle yaşlıların fındık hasadı döneminde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.‘ASTIMI OLANLAR OLUMSUZ ETKİLENİYOR’Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, fındığın serilmesi, toplanması ve çuvallara doldurulması sırasında etrafa saçılan tozların alerjik yapıya sahip olduğuna dikkati çekerek, “Özellikle Trabzon, Giresun ve Ordu’da, fındık tarımının yoğun olarak yapıldığı bu bölgelerde fındık sezonuna mahsus bazı hastaları görmeye başladık. Fındık işçiliği zor bir işçilik sıcak havada saatler boyunca ağır fiziksel koşullarda çalışılıyor. Bu mevsimde astımı ve alerjik nezlesi olanlar bizlere ataklarla geliyorlar. Aşırı duyarlılık zatürresi yaşayan hastalarla da karşılaşabiliyoruz. Fındık tozu, astımı ve alerjik duyarlılığı olan kişileri olumsuz etkiliyor” diye konuştu.‘YORULMANIN DA ORTAYA ÇIKARDIĞI SORUNLAR VAR’Solunum yolu hastalığı bulunanların fındığın işlendiği ortamlardan uzak durması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özlü, “Hastalar, nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük, balgam, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, boğazda ve gözlerde yanma, sulanma ve kaşıntı gibi belirtilerle hastaneye başvuruyor. Solunum sıkıntısı nedeniyle hastaneye yatışlar da başlıyor. Eğer bu tür rahatsızlığı olan hastalarımız var ise onların kendilerine dikkat etmelerinde fayda var. Kişinin ortamda bulunması yeterlidir; tozu ve polenleri soluduğu için dikkat etmek lazım. Aşırı efor ve yorulmanın da ortaya çıkardığı sorunlar var. Aşırı terleme ve buna bağlı sıvı kaybı yaşanıyor. Mineral kaybı yaşanıyor ve uyku düzeni de bozuluyor. Bu dönemde bütün aile bir araya geliyor. Bölge dışından gelenlerle hep birlikte olunuyor. Aile boyu tarım yaygın oluyor. Buna bağlı olarak da kronik hastalıkları olanların ve yaşlı kişilerin hayat kalitesi değişiyor. Buna bağlı sorunlar yaşanıyor. Dolayısıyla bu mevsimde sağlığı koruma noktasında dikkatli olmakta fayda var” ifadelerini kullandı. (DHA)FOTOĞRAFLI ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Fındık hasadında gizli tehlike; toz alerjik reaksiyonları artırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 07:02:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/24082025100236_ae57de090b7f1e3980501ac198889ee5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/24082025100236_ae57de090b7f1e3980501ac198889ee5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/24082025100236_ae57de090b7f1e3980501ac198889ee5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Yapay zekanın doğru tanı koyma oranı, hekimlere göre 4 kat daha fazla']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-yapay-zekanin-dogru-tani-koyma-orani-hekimlere-gore-4-kat-daha-fazla-47151.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-yapay-zekanin-dogru-tani-koyma-orani-hekimlere-gore-4-kat-daha-fazla-47151.html</link>
                    <description><![CDATA['Yapay zekanın doğru tanı koyma oranı, hekimlere göre 4 kat daha fazla']]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Yapay zekanın doğru tanı koyma oranı, hekimlere göre 4 kat daha fazla bulunmuş. Bu oldukça şaşırtıcı. Yapay zekanın, kısa vadede hekimliğin yerini alacağını düşünmüyorum. Elbette bir hekimin işini kolaylaştırabilir. Hekim, yapay zekanın tanısal desteğini doğru zamanda kullanırsa, hasta için de hekim için de avantajlı bir durum" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yapay zekanın tıp alanında kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özlü, son yıllarda tanısal süreçlerde yapay zekanın giderek daha fazla kullanıldığını ve doğru tanı koyma oranlarının, bazı araştırmalarda hekimlerden 4 kat daha fazla olduğunu belirterek, "Tıpta yapay zekayı uzun zamandır kullanıyoruz. Ben de kullanıyorum. Tanısal süreçte çok işimize yarıyor ama bu çalışma gerçekten çok ilginç. Bir grup hekim ile yapay zekanın tanı koyma oranları kıyaslanmış. Yapay zekanın doğru tanı koyma oranı, hekimlere göre 4 kat daha fazla bulunmuş. Bu oldukça şaşırtıcı. Hekimler arasında, 'Yapay zeka mesleğimizi elimizden alır mı? Bizim yerimize geçebilir mi?' sorusunun daha güçlü sorulmasına yol açtı. Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok meslekte değişiklikler olacak. Hekimlik de bunların başında yer alıyor. Bazı branşların bundan daha erken etkileneceği de söyleniyor. Bu çalışmanın bazı kısıtlılıkları var. Bu çalışma pratisyen hekimler üzerinde yapılmış. Sadece tanı koyma amaçlı yapılmış. Tedavi ve takip süreci yok. Oldukça zor vakalar da seçilmiş. Çalışma tekniğine ait itiraz edilebilecek noktalar var. Uzmanlar ve sıradan günlük vakalar seçilseydi aradaki fark bu kadar belirgin olmayabilirdi. Yapay zekanın birçok veriye daha hızlı ulaşıp, analiz ederek sonuca göre karar verebilme gücü bir insana göre çok daha fazla. Bu yüzden isabetli tercihler yapabilir" dedi. 'HASTALAR DA TERCİH ETMEYECEKTİR'Hekimliğin yalnızca tanı koymakla sınırlı olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Özlü, "Hekim sadece tanı koymuyor, tedavi de ediyor. Hekimlik sadece bilgi değil, bunun bir sanat tarafı da var. Hastalar hekime gelirken sadece tanı konulması için gelmiyor. Endişe ve kaygılarından kurtulmak için de geliyor. Hekim ve hasta arasında insani bir ilişki söz konusu. Bunu yapay zeka ile kurmaları mümkün değil. Yapay zekanın, kısa vadede hekimliğin yerini alacağını düşünmüyorum. Elbette bir hekimin işini kolaylaştırabilir. Hekim, yapay zekanın tanısal desteğini doğru zamanda kullanırsa, hasta içinde hekim içinde avantajlı bir durum. Hiçbir hasta, hekimi bir tarafa bırakıp kendisini yapay zeka ile tedavi ettirmeyi tercih etmeyecektir" diye konuştu. 'ŞU AN İÇİN MÜMKÜN DEĞİL'Özlü, "Hekimliğin beceri tarafı da vardır. Konulan tanı için girişimler yapıyorsunuz. Ameliyat veya biyopsi yapıyorsunuz. Bunlar beceri gerektiren sanatsal taraflardır. En azından şu an için yapay zekanın, bunları bir hekim gibi yapması mümkün değil. Tabii zaman içerisinde bunlar olabilir. Birlikte göreceğiz. Her meslekte olduğu gibi, yapay zekanın hekimlik üzerindeki artıları ve eksileri tartışılacak. Yapay zeka desteği ile hekimliğin daha iyi bir noktaya taşınacağı kanaatindeyim" dedi. (DHA)FOTOĞRAFLI  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Yapay zekanın doğru tanı koyma oranı, hekimlere göre 4 kat daha fazla' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 16 Aug 2025 10:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/16082025135002_f634024bb4ca0203e0392339a4e7daf8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/16082025135002_f634024bb4ca0203e0392339a4e7daf8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/16082025135002_f634024bb4ca0203e0392339a4e7daf8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Trabzon - Yumurtalıklarındaki 9 kiloluk kitle operasyonla çıkarıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-trabzon-yumurtaliklarindaki-9-kiloluk-kitle-operasyonla-cikarildi-47049.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-trabzon-yumurtaliklarindaki-9-kiloluk-kitle-operasyonla-cikarildi-47049.html</link>
                    <description><![CDATA[TRABZON Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran kadın hastanın yumurtalığından 40 santimetreye ulaşan 9 kiloluk kitle çıkarıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yumurtalıklarındaki 9 kiloluk kitle operasyonla çıkarıldı

TRABZON, (DHA)- TRABZON Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran kadın hastanın yumurtalığından 40 santimetreye ulaşan 9 kiloluk kitle çıkarıldı.

Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne çeşitli şikayetlerle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde yumurtalığında kitle tespit edildi. Hekimler, ameliyat kararı aldı. Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Recep Erin ve ekibi tarafından gerçekleştirilen ameliyatta kadın doğum, anestezi, radyoloji ve patoloji birimlerinden uzmanlar görev aldı. Yapılan ameliyatta hastanın yumurtalığından 40 santimetre ve 9 kilo ağırlığında kitle çıkarıldı.

Ameliyat sonrası yoğun bakımda gözlem altında tutulan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. (DHA)




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Trabzon - Yumurtalıklarındaki 9 kiloluk kitle operasyonla çıkarıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 13:51:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzon-yumurtaliklarindaki-9-kiloluk-kitle-operasyonla-cikarildi-165257-20250813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzon-yumurtaliklarindaki-9-kiloluk-kitle-operasyonla-cikarildi-165257-20250813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzon-yumurtaliklarindaki-9-kiloluk-kitle-operasyonla-cikarildi-165257-20250813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Sıcak ve nem mantar vakalarını artırıyor']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-sicak-ve-nem-mantar-vakalarini-artiriyor-46826.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-sicak-ve-nem-mantar-vakalarini-artiriyor-46826.html</link>
                    <description><![CDATA['Sıcak ve nem mantar vakalarını artırıyor']]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında mantar vakalarında artış yaşandığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Nasım Behkam, “Sıcak hava, terleme, uzun süre kapalı ayakkabı giymek, deniz ve havuz sonrası cildin tam kurutulmaması gibi etkenler mantarların çoğalması için elverişli bir ortam oluşturur. Organ nakli alıcıları, kemoterapi gören hastalar, HIV pozitif bireyler ya da uzun süre antibiyotik kullananlar risk grubunda yer alır. Bazı durumlarda mantarlar kana karışarak ciddi sistemik enfeksiyonlara da neden olabilir” dedi.

&nbsp;

VM Medical Park Florya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Nasım Behkamı, yaz aylarında artış gösteren mantar enfeksiyonlarına karşı önemli uyarılarda bulundu. Sıcak hava, terleme, havuz-deniz gibi aktiviteler ve ortak kullanım alanlarının mantar enfeksiyonlarını tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Behkamı, alınacak basit önlemlerle bu enfeksiyonların önüne geçilebileceğini söyledi.

&nbsp;

‘SICAK VE NEMLİ ORTAMLAR MANTAR İÇİN UYGUN ZEMİN HAZIRLAR’

&nbsp;

Mantar enfeksiyonlarının, mikroskobik mantarların cilt, tırnak, saçlı deri ya da iç organlara yerleşerek oluşturduğu hastalıklar olduğunu belirten Uzm. Dr. Behkamı, “Bazı mantarlar normalde derimizde bulunur, ancak bağışıklık zayıfladığında ya da ortam uygunsa hastalık oluşturabilir” diye konuştu. İnsanlarda en sık dermatofitler, mayalar ve küf mantarlarının enfeksiyona yol açtığını kaydeden Uzm. Dr. Behkamı, bu mikroorganizmaların özellikle ayak parmak araları, kasık, koltuk altı, tırnak ve saçlı deri gibi sıcak ve nemli bölgeleri tercih ettiğini ifade etti.

&nbsp;

‘BAĞIŞIKLIĞI ZAYIF KİŞİLERDE ENFEKSİYON DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR’

&nbsp;

Bağışıklık sistemi zayıf bireylerde enfeksiyonların daha yaygın ve dirençli olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Behkamı, “Organ nakli alıcıları, kemoterapi gören hastalar, HIV pozitif bireyler ya da uzun süre antibiyotik kullananlar risk grubunda yer alır. Bazı durumlarda mantarlar kana karışarak ciddi sistemik enfeksiyonlara da neden olabilir” açıklamasında bulundu.

&nbsp;

DENİZ, HAVUZ VE SPOR SALONLARI İÇİN UYARI

&nbsp;

Yaz aylarında mantar vakalarında artış yaşandığını belirten Uzm. Dr. Behkamı, “Sıcak hava, terleme, uzun süre kapalı ayakkabı giymek, deniz ve havuz sonrası cildin tam kurutulmaması gibi etkenler mantarların çoğalması için elverişli bir ortam oluşturur” dedi. Özellikle havuz, duş alanları ve spor salonları gibi ortak kullanım alanlarının bulaş açısından risk taşıdığını söyleyen Uzm. Dr. Behkamı, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve terlik kullanımının önemine dikkat çekti.

&nbsp;

‘YOĞUN KAŞINTI VE KIZARIKLI EN YAYGIN BELİRTİLER ARASINDA’

&nbsp;

Mantar enfeksiyonlarının genellikle yoğun kaşıntı, kızarıklık, pullanma, kötü koku, çatlak, tırnaklarda sararma ve kalınlaşma gibi belirtilerle ortaya çıktığını söyleyen Dr. Behkamı, ağız içinde beyaz tabaka oluşumunun da (pamukçuk) yaygın görüldüğünü belirtti.

&nbsp;

TANI VE TEDAVİ SÜRECİ

&nbsp;

Tanının çoğunlukla dermatolojik muayeneyle konduğunu ancak gerekirse mikroskopi, kültür veya Wood lambası gibi testlerin uygulanabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Behkamı, “Yüzeyel enfeksiyonlar genellikle antifungal kremlerle, yaygın enfeksiyonlar ise ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Özellikle tırnak mantarında tedavi süresi daha uzun olabilir” ifadelerini kullandı.

&nbsp;

‘TEDAVİ EDİLMEZSE YAYILABİLİR VE KALICI HASAR BIRAKABİLİR’

&nbsp;

Tedavi edilmeyen mantar enfeksiyonlarının kronikleşebileceğini ve deride çatlaklarla bakteriyel enfeksiyonlara neden olabileceğini anlatan Uzm. Dr. Behkamı, “Tırnakta kalıcı deformasyon bırakabilir. Bağışıklığı düşük bireylerde iç organlara yayılabilir. Bu yüzden erken tanı ve tedavi çok önemlidir” diye konuştu.

&nbsp;

KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER

&nbsp;

Mantar enfeksiyonlarından korunmak için günlük hayatta dikkat edilmesi gereken noktaları sıralayan Uzm. Dr. Behkamı, şu önerilerde bulundu:

&nbsp;

· Derinin kuru tutulması,

&nbsp;

· Terledikten sonra duş alıp iyice kurulanmak,

&nbsp;

· Halka açık duşlarda terlik kullanmak,

&nbsp;

· Pamuklu ve hava alan kıyafetler tercih etmek,

&nbsp;

· Ayakkabıların havalandırılması, çorapların sık değiştirilmesi,

&nbsp;

· Kişisel eşyaların paylaşılmaması.

&nbsp;

‘SIK TEKRARLAYAN ENFEKSİYONLAR BAŞKA HASTALIĞIN HABERCİSİ OLABİLİR’

&nbsp;

Uzm. Dr. Behkamı, “Tekrarlayan mantar enfeksiyonları bazen diyabet, hormonal bozukluklar ya da bağışıklık sistemine ait başka rahatsızlıkların habercisi olabilir. Bu gibi durumlarda sadece mantar tedavisi değil, altta yatan hastalıkların da araştırılması gerekir” diye konuştu.

&nbsp;

Cilt sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Uzm. Dr. Behkamı, “Mantar enfeksiyonları yaygın görülse de tedavi edilebilir hastalıklardır. İhmal edilmemeli, uygun tedavi geciktirilmemelidir” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Sıcak ve nem mantar vakalarını artırıyor' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Aug 2025 06:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/08082025091911_32ad65bd646edf524561f57ba2e5b5b6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/08082025091911_32ad65bd646edf524561f57ba2e5b5b6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/08082025091911_32ad65bd646edf524561f57ba2e5b5b6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Trabzon- Doç Dr Aslan: Bağırsaklarınız sağlıklı olursa bilişsel olarak kendinizi daha iyi hissedersiniz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-trabzon-doc-dr-aslan-bagirsaklariniz-saglikli-olursa-bilissel-olarak-kendinizi-daha-iyi-hissedersiniz-46794.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-trabzon-doc-dr-aslan-bagirsaklariniz-saglikli-olursa-bilissel-olarak-kendinizi-daha-iyi-hissedersiniz-46794.html</link>
                    <description><![CDATA[Trabzon- Doç. Dr. Aslan: Bağırsaklarınız sağlıklı olursa bilişsel olarak kendinizi daha iyi hissedersiniz /Video eklendi ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- KARADENİZ Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Nur Aslan Çin, bağırsak sağlığının sindirim sistemiyle sınırlı kalmadığını, beyin fonksiyonlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, "Bağırsaklarımız aynı zamanda ikinci beynimizdir. Bağırsaklarınız sağlıklı olması beyninizle ilişkili olduğu için bilişsel olarak kendinizi daha iyi hissedersiniz” dedi.

Bağırsaklardaki yararlı ve zararlı mikroorganizmaların dengesi, vücut sağlığı kadar beyin fonksiyonlarını da etkiliyor. Mikrobiyota dengesinin bozulması; kabızlık, şişkinlik gibi sindirim sorunlarının yanı sıra stres, depresyon ve bilişsel problemleri de beraberinde getirebiliyor. KTÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Nur Aslan Çin, konuya ilişkin, "Bağırsak sağlığı, sindirim sisteminde yaşayan mikroorganizmaların düzenli ve dengeli şekilde olması durumudur. Bağırsak sağlığı, çocukluk çağından yetişkinlik çağına kadar yaygın bir şekilde karşımıza çıkan bir sorun. Kabızlık, en yaygın karşılaştığımız bağırsak problemidir. Birkaç gün üst üste dışkılamanın olmaması sonucu karşımıza çıkar. Bu problem beraberinde şişkinlik, gaz ve karın ağrısı gibi semptomlarla kendini gösterebiliyor. Kabızlığın, genetik etkisi yüzde 10 iken beslenmenin etkisi yüzde 50 oranındadır” diye konuştu.

YÜKSEK ŞEKER TÜKETİMİ MENTAL SAĞLIK SORUNLARA NEDEN OLUYOR

Beslenmenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Çin, “Ne yediğiniz kadar ne kadar miktarda tükettiğiniz de önemlidir. Sağlıklı bir bağırsak için bulgur, mevsiminde sebze ve meyve, yulaf, tam tahıllı ekmek ve türevlerini tüketebilirsiniz. Tahıla benzer olan chia ve keten tohumu gibi alternatif tahıl benzeri besinlerin tüketildiği bir öğün şekli, bağırsak sağlığı için önemli etkiler gösterir. Yeşillikli Akdeniz salatası, sarımsak, baharat tüketimi ve özellikli zencefil, zerdeçal gibi antimikrobiyal özelliğe sahip baharatlar bağırsak sağlığımızı destekleyici etkilere sahip. Yüksek şeker tüketimi, rafine karbonhidrat kaynakları dediğimiz işlenmiş besinlerin, hazır paketli gıdaların ve fast food yiyeceklerinin aşırı tüketimi bağırsak sağlığını olumsuz etkileyerek; astım, diyabet, mental sağlık sorunlarına neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘BEYNİNİZ RAHAT OLURSA BAĞIRSAKLARINIZ SAĞLIKLI OLUR’

Sağlıklı bir beyin için sağlıklı bir bağırsak gerektiğini de vurgulayan Doç. Dr. Nazlı Nur Aslan Çin, “Mikrobiyota, sindirim sistemimizde yaşayan zararlı ve yararlı tüm bakterilerin topluluğudur. Yararlı bakteri sayısının artmasıyla beraber tükettiklerimiz midenizde sindirime uğramadan ince bağırsağımızda kısa zincirli yağ asitlerine dönüşürler. Bu dönüşen kısa zincirli yağ asitleri de ‘vagus siniri’ aracılığıyla hem nöronal hem de humoral dediğimiz hormonal kontrolü sağlayarak, sağlık üzerinde etkide bulunur. Bağırsaklarımız aynı zamanda ikinci beynimizdir. Bağırsaklarınız sağlıklı olması beyninizle ilişkili olduğu için bilişsel olarak kendinizi daha iyi hissedersiniz. Stres düzeyiniz düşük ve beyniniz rahat olursa bağırsaklarınız sağlıklı olur. Bağırsaklarınız sağlıklı olursa beyin fonksiyonlarınızın sağlıklı olduğu çalışmalar ortaya konulmuştur” dedi. (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Trabzon- Doç Dr Aslan: Bağırsaklarınız sağlıklı olursa bilişsel olarak kendinizi daha iyi hissedersiniz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 07 Aug 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/07082025120015_b7f62ed13911116653d316901407524b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/07082025120015_b7f62ed13911116653d316901407524b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/07082025120015_b7f62ed13911116653d316901407524b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[‘Magnezyum eksikliği, kalp ve şeker hastalığını tetikleyebilir’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-magnezyum-eksikligi-kalp-ve-seker-hastaligini-tetikleyebilir-46698.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-magnezyum-eksikligi-kalp-ve-seker-hastaligini-tetikleyebilir-46698.html</link>
                    <description><![CDATA[‘Magnezyum eksikliği, kalp ve şeker hastalığını tetikleyebilir’]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL, (DHA)- MAGNEZYUM eksikliğinin toplumda sık görüldüğünü belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mecit Bahar, “Yapılan çalışmalarda magnezyum eksikliğinin hipertansiyon, koroner arter hastalığı, aritmi, tip 2 diyabet, osteoporoz, migren, anksiyete, depresyon, astım, premenstrüel sendrom ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler, tohumlar, baklagiller, tam tahıllar, avokado, bitter çikolata ve bazı balık türleri magnezyumdan zengindir” dedi.

&nbsp;

VM Medical Park Pendik Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mecit Bahar, magnezyum eksikliği konusunda açıklamalarda bulundu.

Magnezyumun vücudumuzdaki rolüne değinen Uzm. Dr. Bahar, “Magnezyum vücudumuzda yaklaşık 300’den fazla enzimatik reaksiyonda görevler alan ve hücrelerimizin metabolik süreçlerinin sürdürülmesinde kritik role sahip minerallerden biridir. Hücrelerin ihtiyacı olan enerjinin üretilmesi, hücresel genetik yapının sentezi, sinir iletimi, kas kasılması, kan basıncının düzenlenmesi, glukoz metabolizması ve kemik sağlığında önemli rolleri vardır. Vücudumuzca sinir ve kas sistemi başta olmak üzere kardiyovasküler sistem, endokrin sistem ve kemik dokusu gibi birçok sistemde magnezyumun önemli hücre içi ve dışı fonksiyonları bulunmaktadır. Günlük magnezyum ihtiyacı yaklaşık erkeklerde 400-420 mg/gün, kadınlarda 310-320 mg/gün, gebelikte 350-400 mg/gündür. İhtiyaç yaş ve cinsiyete göre değişiklik göstermektedir” diye konuştu.

&nbsp;

‘KAN ÖLÇÜMÜNE GÖRE TOPLUMDA MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ YÜZDE 15 DÜZEYİNDE’

Magnezyum eksikliğinin toplumdaki görülme oranından bahseden Uzm. Dr. Bahar, “Magnezyum eksikliği kandaki magnezyum seviyesi ölçümü ile değerlendirildiğinde, toplumda yaklaşık yüzde 15 düzeyindedir. Ancak kan seviyesi ölçümleri vücuttaki gerçek magnezyum düzeyini yeterince yansıtmadığından, genel toplumda görülme yaygınlığı güncel verilere göre yüzde 45-50 civarında olduğu düşünülmektedir. Bu oran diyabet hastaları, bağırsaklarda emilim problemi olan hastalar, alkol bağımlıları ve gebelerde daha da artmaktadır. Hastane popülasyonunda eksiklik oranı yüzde 10-65 arasında, yoğun bakım hastalarında ise yüzde 60’a kadar çıkabilmektedir” dedi.

&nbsp;

‘YORGUNLUK VE BAŞ AĞRISI GÖRÜLEBİLİR’

En sık görülen belirtilere dikkat çeken Uzm. Dr. Bahar, “Magnezyum eksikliği birçok semptom ve belirtilerle ilişkilendirilmiş olup eksikliğinde en sık kas krampları, seğirme, yorgunluk, baş ağrısı, migren, sinirlilik, uyku bozukluğu, kalp ritim düzensizliği, potasyum düşüklüğü ve nöbet gibi nörolojik belirtiler görülebilir” açıklamasında bulundu.

&nbsp;

‘65 YAŞ ÜSTÜ BİREYLER RİSK ALTINDA’

İlişkili hastalıkları ve risk altında olan bireyleri dile getiren Uzm. Dr. Bahar, “Yapılan çalışmalarda magnezyum eksikliğinin hipertansiyon, koroner arter hastalığı, aritmi, tip 2 diyabet, osteoporoz, migren, anksiyete, depresyon, astım, premenstrüel sendrom ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. 65 yaş üstü bireyler, diyabet hastaları, alkol bağımlıları, inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlar, çölyak hastaları, gebeler, emzirenler, yoğun egzersiz yapan sporcular ve mide koruyucu/idrar söktürücü kullanan hastalar risk altındadır” diye konuştu.

&nbsp;

‘KLİNİK DEĞERLENDİRMEYLE TANI DESTEKLENEBİLİR’

Tanı konma yöntemlerini aktaran Uzm. Dr. Bahar, “Magnezyum eksikliği tanısı için klinik pratikte genellikle serum magnezyum düzeyi ölçümü kullanılır (normal: 1.70-2.68 mg/dL). Ancak güvenilirliği sınırlıdır. Çünkü kandaki magnezyum vücuttaki total magnezyumun yaklaşık yüzde 1 kadarını yansıttığı için kan seviyesi ölçümleri magnezyum eksikliği tanısı için her zaman yeterli bilgi vermeyebilir. Buna ek olarak kan eritrosit magnezyum düzeyi, yükleme testleri ve klinik değerlendirme ile tanı desteklenebilir” dedi.

&nbsp;

‘MAGNEZYUM İÇEREN BESİNLER’

Magnezyum içeriği zengin besinlere değinen Uzm. Dr. Bahar, şu bilgileri paylaştı:

“Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler, tohumlar, baklagiller, tam tahıllar, avokado, bitter çikolata ve bazı balık türleri magnezyumdan zengindir. Magnezyum takviyesi kan testleri ile eksiklik tespit edilenlere, risk grubundaki bireylere ve magnezyum eksikliğini düşündüren belirtilere sahip bireylere önerilmelidir. Bunun dışında, doktor kontrolü ve önerisi olmadan herkes rastgele magnezyum takviyesi almamalıdır. Çünkü magnezyumun aşırı alımının da çeşitli olumsuz etkileri vardır. Ağızdan fazla magnezyum kullanımında oluşabilen en sık yan etki ishaldir. Bununla birlikte, magnezyumun aşırı alımı hipotansiyon, bradikardi, kas zayıflığı ve solunum depresyonu gibi durumları tetikleyebilir. Yaz aylarında yoğun terleme sıvı ve elektrolit kaybına neden olur. Özellikle sporcularda ve açık alanda çalışanlarda magnezyum kaybı artabilir, bu nedenle destek gerekebilir.”

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[‘Magnezyum eksikliği, kalp ve şeker hastalığını tetikleyebilir’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 06:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/04082025091155_ae278815989c54ec4f5e8e2f60e27700.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/04082025091155_ae278815989c54ec4f5e8e2f60e27700.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/04082025091155_ae278815989c54ec4f5e8e2f60e27700.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından sıcak havalarda kahve, çay ve gazlı içecek tüketmeyin tavsiyesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-uzmanindan-sicak-havalarda-kahve-cay-ve-gazli-icecek-tuketmeyin-tavsiyesi-46674.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-uzmanindan-sicak-havalarda-kahve-cay-ve-gazli-icecek-tuketmeyin-tavsiyesi-46674.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından sıcak havalarda kahve, çay ve gazlı içecek tüketmeyin tavsiyesi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kadir ÖZEN/İZMİR, (DHA)- İZMİR Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Diyetisyen Neşe Orhan, sıcak yaz aylarında beslenme sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiğini belirtip, "Bu sıcak havalarda 10-12 bardağın üzerinde su tüketilmesini istiyoruz. Her sıvı da su değildir. Asitli ve kafeinli içecekler ile çay gibi sıvılar aksine vücudumuzdan daha fazla su attırıyor ve tehlike yaratıyor. Bu tür içecekler yerine ayran veya taze sıkılmış meyve sularını tercih edebiliriz" dedi.

Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Diyetisyen Neşe Orhan, yaz mevsiminde beslenmede nelere dikkat edilmesi konusunda açıklamalarda bulundu. Mevsim değerlerinin üzerinde geçen sıcak havanın etkilerine değinen Orhan, "Son zamanlarda artan sıcaklıklarla ilgili çok fazla şikayetler gelmeye başladı. Bu yıl normalin üzerinde başvuru var. Özellikle vücutta sıvı kaybı, iştahsızlık, gıda zehirlenmesi, tuz kaybı nedeniyle tansiyon dengesizlikleri gibi şikayetlerle kliniklerimize başvuran hastalar oluyor" diye konuştu. Sıcak havalarda önceliğin su tüketim olduğun vurgulayan Neşe Orhan, "Normalde 8-10 bardak su tüketimi önerilirken, bu sıcak havalarda 10-12 bardağın üzerinde su tüketilmesini istiyoruz. Her sıvı da su değildir. Asitli ve kafeinli içekler ile çay gibi sıvılar aksine vücudumuzdan daha fazla su attırıyor ve tehlike yaratıyor. Bu tür içecekler yerine ayran veya taze sıkılmış meyve sularını tercih edebiliriz” ifadelerini kullandı.

'YORGUNLUĞA NEDEN OLABİLİR'

Yaz aylarında bazı kişilerin yorgunluk yaşayabileceğine değinen Orhan, "Yazın genellikle kendimizi yorgun, halsiz ve bitkin hissederiz. Baş ağrısı da yaşanabilir. Bu durum psikolojiyle alakalı olabileceği gibi beslenmeyle de alakalı. Genelde bu durum, sıvı ve mineral kaybı nedeniyle kaynaklanır. Basit rahatlatıcı ve sindirimi kolay gıdalar, bu dönem tercih edilmeli. Zeytinyağlılar, mevsim sebzeleriyle yapılmış salatalarla, ayran ve cacık gibi sindirimi kolay yiyecekler tüketilmelidir. Bu tür yiyecekler, yaşam kalitesini de artırır. Ayrıca haşlama ve ızgara yöntemleriyle pişmiş, protein kaynakları bu dönem iyi tercih. Yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Porsiyonlar küçük ve sıklıkla tüketilmeli. Dışarıda çok fazla vakit geçiriyorsak, yanımızda suyun dışında sağlıklı küçük atıştırmalar da olmalı. Kavun ve karpuz gibi su oranı yüksek yiyecekler de vücudu zinde tutar" dedi.

SAHİLDE AYRAN VE SODA TAVSİYESİ

Çocuk ve yaşlılara da dikkat çeken Neşe Orhan, "Çocuklar ve yaşlılar bizim için daha çok dikkat edilmesi gereken grup. Özellikle çocuk ve yaşlılarda sıvı tüketimi yine en önde olmalı. Çocuklar için şekerlemeler ve dışarıdan abur cuburlar, olumsuz etki yaratır. Yaşlılar ise aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalı. Hafif, sindirimi kolay yiyecekler tüketilmeli. Dışarıda yemek tüketilmesi nedeniyle bu yüksek sıcaklıklarda, gıda zehirlenmesiyle karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle vatandaşlarınızdan, evde hazırladıkları ve hijyeni yüksek yemekleri tüketmelerini öneriyorum. Yazın sahil kenarları yoğunluk oluşuyor. Tatilde ayran ve soda tüketimi de vücut sağlığını korumakta en etkili yöntemlerden biri" diye konuştu. (DHA)

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından sıcak havalarda kahve, çay ve gazlı içecek tüketmeyin tavsiyesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 03 Aug 2025 07:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/03082025103858_3dcc630ed45751a79ccd0392dadd1f98.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/03082025103858_3dcc630ed45751a79ccd0392dadd1f98.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/03082025103858_3dcc630ed45751a79ccd0392dadd1f98.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: Sigara içen bireye de cezai işlem uygulayacağız]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-halk-sagligi-genel-muduru-demirkol-sigara-icen-bireye-de-cezai-islem-uygulayacagiz-46361.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-halk-sagligi-genel-muduru-demirkol-sigara-icen-bireye-de-cezai-islem-uygulayacagiz-46361.html</link>
                    <description><![CDATA[Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: Sigara içen bireye de cezai işlem uygulayacağız]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ruken KADIOĞLU-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, 'Dumansız Türkiye' vizyonu kapsamında sigara denetimlerine ilişkin, “Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği bir ekiple bu denetimler pasif maruziyetten kaçınma ve kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu; artık içen bireye de ceza uygulama, yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz" dedi.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen 'Dumansız Türkiye' vizyonuna ilişkin açıklamalarda bulunarak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tütünle mücadele konusunda almış olduğumuz yolun önemli aşamalarından biri. Sayın Bakanımızın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun da talimatlarıyla ‘Dumansız Türkiye’ konusunda bu hafta itibarıyla başka bir heyecan ve motivasyonla yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde başlatmış olduğumuz artarak devam eden çapraz denetimlerimizi çok daha fazla yapmaya başlayacağız. İllerimizde rutin ve ihbar denetimlerimizi artırıyoruz. Yine dün itibarıyla 3 büyük ilimiz İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm illerimizde, çevre illerimizden gelen ekiplerimizin de desteğiyle aktif bir çapraz ve rutin denetim başlatıyoruz. Bu kapsamda kapalı alanlarda 4207 sayılı tütünle mücadele kanunumuz çerçevesinde tütün kullanımı yasaklanmış durumda. Bunun bir cezai müeyyidesi var. Cezai müeyyidenin ekiplerimizce etkin bir şekilde uygulanması noktasında sahada olacağız" dedi.

'2025 YILINDA 4 BİNE YAKIN CEZAİ MÜYYİDE UYGULANDI'

Doç. Dr. Demirkol, sigara denetimleri kapsamda 1000’e yakın ekibin 3 büyükşehirde aktif denetim yaptığına dikkat çekerek, “Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği bir ekiple bu denetimler pasif maruziyetten kaçınma ve kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu; artık içen bireye de ceza uygulama, yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz. Bunun yanı sıra ideal kilonu öğren ve sağlıklı yaşa kapsamında, 10 milyona yakın vatandaşımızın sokakta boy ve kilosunu ölçtük. Bu kapsamda hemen yanında bir stant açarak sigara konusunda da bilgilendirme çalışmalarımız etkin bir şekilde devam etti. Yüzde 85 oranında bu kapsamda sigara bırakma polikliniklerimize başvuru arttı. Demek ki vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor. Sadece bir destek, uzattığı eli tutan bir yapı istiyor. Bu kapsamda biz bu eli sımsıkı tutma noktasında yoğun çalışmayı devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı.

'HEDEFİMİZ YIL SONUNA KADAR 1000’E YAKIN SİGARA BIRAKMA POLİKLİNİĞİ'

Toplam 700’e yakın sigara bırakma polikliniklerinin hayata geçtiğini belirten Doç. Dr. Demirkol, "Son 3 ay içerisinde 150'ye yakın sigara bırakma polikliniği açıldı. Hedefimiz bu yıl sonunda 1000'e yakın sigara bırakma polikliniğini hayata geçirmek. Toplamda tüm sağlıklı hayat merkezlerimiz, ilçelerimiz, hastanelerimizde, vatandaşımızın uğradığı her sağlık tesisinde sigara bırakma polikliniğini uzman sertifikalı sigara bıraktırma hekimi tarafından vermek istiyoruz. 171 hattıyla zaten sigara bırakma konusunda bir ücretsiz danışma ve yönlendirme hattımız var. 171 hattı, yılda 6 defa arayarak takip ediyor. Ücretsiz sigara bırakma ilaçları veriyoruz. Bu kapsamda tüm hizmetlerimizi, sağlık tesislerimizi ücretsiz yürütüyoruz. Vatandaşlarımızın yoğun bir teveccühü var. Bu kapsamda yerinde sigara bırakma politikasını ve online sigara bırakma danışmanlık hizmetini de hayata geçiriyoruz. Tüm Türkiye'de hem kapalı alanlarda hem de kurumlarda sigara içilmesinin önüne geçmek için yoğun denetimlerimizi artıracağız. Her kurumumuzda sigara ihlali olduğunda ceza kesmeye yetkili bir personel tanımlanmıştı. Onları yeniliyoruz. Hem asil hem de yedek üyelerle bunu aktif işleteceğiz. Kapalı alanlarda işletmelere ve bireysel cezalarımızı uygulayacağız" diye konuştu.

'BÜYÜK BİR PANDEMİ SİGARA'

Sigaranın dünyada her yıl toplam 8 milyon kişinin ölümüne neden olduğunu ve bu ölümlerin önlenebileceğinin altını çizen Doç. Dr. Demirkol, "Yılda 1,3 milyon insan sadece pasif etkileşimle ölüyor dünyada. Türkiye'de ise her yıl 100 bine yakın vatandaşımız sigara ve sigaraya bağlı sebeplerle ölüyor. Çok büyük bir oran. Her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi sigara. Sigara ve tütün ürünleri, bu denetimlerde elektronik sigara ve puff gibi satışı yasak olan ürünlerin de kolluk kuvvetleriyle yakın denetimi yapılacak ve bununla ilgili bir tespit yapıldığında el koyulacak. Yeni bir seferberliğin başladığını ifade ediyoruz. İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" dedi. (DHA)

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: Sigara içen bireye de cezai işlem uygulayacağız - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Jul 2025 06:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/23072025092210_f30c9c9f85452e98ed3b4fb4ad75e47d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/23072025092210_f30c9c9f85452e98ed3b4fb4ad75e47d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/23072025092210_f30c9c9f85452e98ed3b4fb4ad75e47d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Işıkhan: Yerli üretim 12 ilacı daha geri ödeme listesine aldık]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-bakan-isikhan-yerli-uretim-12-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldik-46302.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-bakan-isikhan-yerli-uretim-12-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldik-46302.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Işıkhan: Yerli üretim 12 ilacı daha geri ödeme listesine aldık]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ANKARA, (DHA)- ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun düzenlemesiyle yeri üretim 12 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu.Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sosyal Güvenlik Kurumumuzun düzenlemesiyle tamamı yerli üretim olmak üzere 12 ilacı daha geri ödeme listesine aldık. İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim" dedi. Geri ödemi listesine ilave edilen 12 ilaçtan 4'ünün antihipertansif, 2'sinin antiromatizmal, 1'inin antibiyotik, 1'inin ağrı kesici-ateş düşürücü, 1'inin amino asit türevi, 1'inin antiviral, 1'inin mide koruyucu, 1'inin ise elektrolit kaybı serumu olduğu belirtildi. (DHA)FOTOĞRAFLI  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Işıkhan: Yerli üretim 12 ilacı daha geri ödeme listesine aldık - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 21 Jul 2025 06:56:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/21072025095647_04a4d6e177bffd950790f663fde27fb0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/21072025095647_04a4d6e177bffd950790f663fde27fb0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/21072025095647_04a4d6e177bffd950790f663fde27fb0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof Dr Özlü: Aşırı sıcaklarda yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar dikkatli olmalı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-prof-dr-ozlu-asiri-sicaklarda-yaslilar-ve-kronik-hastaliklari-olanlar-dikkatli-olmali-46279.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-prof-dr-ozlu-asiri-sicaklarda-yaslilar-ve-kronik-hastaliklari-olanlar-dikkatli-olmali-46279.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Özlü: Aşırı sıcaklarda yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar dikkatli olmalı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye genelinde etkisini artırması beklenen sıcak hava dalgasına karşı uyarılarda bulunarak, “Aşırı sıcaklarda bebeklerin, yaşlı ve kronik hastaların dikkatli olması lazım. Kilolu kişiler, gebeler, akciğer, şeker, böbrek ve kalp damar sistemi hastalığı olanlar risk grubundalar. Açık havada çalışan, aşırı efor sarf edenler ve sporcular sağlık sorunu yaşayabilir” dedi.

Ülke genelindeki aşırı sıcaklar etkisini gösteriyor. Trabzon’da mevsim normallerinin üzerine seyreden sıcak hava nedeniyle serinlemek isteyenler deniz kenarı, park, bahçe ve gölgelik alanlara akın ediyor. Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın ve kapalı ortamda aşırı sıcağa maruz kalmanın, kalp ve böbrek gibi organlarda sorunlar oluşturabildiği konusunda uyarıyor. Hava sıcaklıklarındaki artışın devam edeceği, aşırı sıcaklıkların etkilediği risk gruplarını ve çeşitli rahatsızlıklara yol açacağı belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Sıcak hava dalgası geliyor. Önümüzdeki hafta Türkiye’de sıcak günler yaşayacağız. Avrupa’da uzun zamandır sıcaklıklar ve sıcaklıklara bağlı ölümler rapor ediliyor. Aşırı sıcaklarda bebeklerin, yaşlı ve kronik hastaların dikkatli olması lazım. Kilolu kişiler, gebeler, akciğer, şeker, böbrek ve kalp damar sistemi hastalığı olanlar risk grubundalar. Açık havada çalışan, aşırı efor sarf edenler ve sporcular sağlık sorunu yaşayabilir. Bu olaya sıcak çarpması diyoruz. Baygınlık hissi, halsizlik, baş ağrısı şikayetler ile kendisini gösterir. Kısa süre içerisinde tansiyon düşebilir, nabız hızlanabilir, bilinç değişikliği olabilir. Fark edilmezse böbrek yetmezliğine ve damar içi pıhtılaşmalar, böbrek ve kalp damar yetmezliği yaratabilir” diye konuştu.

‘AĞIR YEMEK TÜKETİLMEMELİ’

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde riskli bireylerin doğrudan güneş altında kalmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Sıcaklıkları iyi yönetmek gerekiyor. Risk grubundakilerin dikkat etmesi lazım, saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş altında ve gölgesiz yerlerde bulunmamalarını tavsiye ediyoruz. Kapalı ortamlarda oturmamalarını, ağır yağlı yemek ve kızartmalar tüketmemeleri gerekiyor. Rahat ve bol kıyafetler giymelerini tavsiye ediyoruz. Sıvı alımını engelleyen bir hastalıkları yoksa mutlaka bol su içmeliler. Maden suyu ve tuzlu ayran tüketmemeliler. Vantilatör ve klima kullanımı faydalı olacaktır. Sıcak çarpması şüphesi olan bir hasta havadar bir yere çıkarılıp ıslak ve buzlu suya batırılmış bir çarşaf ile soğutulmalı ve 112 aranarak müdahale yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘ODA ISISI BİRDEN DÜŞÜRÜLMEMELİ’

Risk gurubunda olanların dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Sıcak havalarda alkol almak riski artırır. Bazı ilaçlar sıcak çarpması riskini artırabilir. Risk altında olanlar dikkat etmelidir. Güneş altındayken, şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye kullanılmalıdır. Yaz sıcağına karşı klimalara ve soğuk suya başvuruyoruz. Bunlar soruna yol açabilir. Odanızı ya da arabanızı soğuturken, birden ısıyı düşürmemek lazım. Kademeli ve yavaş soğutmalısınız. Klima rüzgarını doğrudan kendinize çevirmemelisiniz. Soğuk bir suyu dinlenmeden içerseniz boğazınızda soğuğa bağlı bir hasar oluşturabilir ve üzerine yerleşen bakteriler enfeksiyona neden olabilir” dedi.

‘SICAKLIKLAR GEÇ AMA ETKİLİ GELDİ’

Sahilde koşu yapan Mustafa Bektaş, “Bu sene sıcaklıklar geç ama etkili geldi. Günde 15-20 dakika koşuyorum. Sıcaklığın durumuna göre kendimi ayarlıyorum. Bu sıcaklıklarda 1-2 saat koşmayı tasvip etmiyorum. Sıcaklık artıkça yürüyüşü 5 dakikaya indireceğim” diye konuştu.

Serinlemek için mesire alanlarını tercih ettiğini belirten Serap Tanış, “Trabzon’da aşırı nem ve sıcaklık var. Evlerde duramıyoruz. O yüzden kendimizi çimenlere atıyoruz, çay içiyoruz” ifadelerini kullandı. (DHA)

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof Dr Özlü: Aşırı sıcaklarda yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar dikkatli olmalı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 20 Jul 2025 10:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/20072025133148_857f8a2ffb539f9133c41ff7df87b135.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/20072025133148_857f8a2ffb539f9133c41ff7df87b135.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/20072025133148_857f8a2ffb539f9133c41ff7df87b135.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan 'Dumansız Türkiye' paylaşımı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-saglik-bakani-memisoglundan-dumansiz-turkiye-paylasimi-46258.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-saglik-bakani-memisoglundan-dumansiz-turkiye-paylasimi-46258.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan 'Dumansız Türkiye' paylaşımı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı 'dumansız Türkiye' paylaşımıyla, kapalı alanlarda sigara yasağının 16'ncı yıl dönümünü kutladı.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kapalı alanlarda sigara yasağının 16'ncı yıl dönümünü dolayısıyla yaptığı paylaşımda, "Tütünle mücadelede 16'ncı yıl. Geleceğimizin teminatı çocuklarımız için, daha sağlıklı yarınlar için, hep birlikte daha güçlü, dumansız Türkiye" dedi. (DHA)

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan 'Dumansız Türkiye' paylaşımı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 19 Jul 2025 16:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/19072025192446_91fed57136bf10a493746c203abaf462.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/19072025192446_91fed57136bf10a493746c203abaf462.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/19072025192446_91fed57136bf10a493746c203abaf462.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Güneş yanığına dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-gunes-yanigina-dikkat-46164.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-gunes-yanigina-dikkat-46164.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz mevsimiyle birlikte sahiller ve açık hava aktiviteleri canlanırken, cilt sağlığı için ciddi bir tehlike de başlıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dermatoloji Uzmanı Dr. Burcu Barutcugil, yaz mevsiminde artan güneş yanığı riskine karşı uyardı. Kontrolsüz güneşlenme cilt kanserine yol açabilirken, doğru korunma yöntemleriyle riskler azaltılabilir.

İSTANBUL (İGFA) - Yaz mevsimiyle birlikte sahiller ve açık hava aktiviteleri canlanırken, cilt sağlığı için ciddi bir tehlike de başlıyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Burcu Barutcugil, bilinçsiz güneşlenmenin geçici rahatsızlıkların ötesinde, cilt kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.

GÜNEŞ YANIĞI VE RİSKLER

Güneş yanığı, cildin ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmasıyla oluşan bir inflamasyon. Açık tenliler, bebekler, hassas ciltliler ve bazı ilaç kullanıcıları daha yüksek risk altında. Dr. Barutcugil, “Yanıklar sadece yazın değil, yüksek rakımlarda kışın bile görülebilir. Çocuklarda erken yaşta yaşanan yanıklar, ileride cilt kanseri riskini artırır” dedi.

Tekrarlayan yanıklar, ciltte lekelenme, erken yaşlanma ve DNA hasarıyla kanser riskini tetiklediğini ifade eden Dr. Barutcugil, etkili korunma yöntemlerini paylaştı.

&nbsp;

Dr. Barutcugil, güneşten korunmanın yollarını şöyle sıraladı:

SPF 30 veya 50 geniş spektrumlu güneş koruyucu kullanın, 30 dakika önce uygulayın ve 2 saatte bir yenileyin. Deniz veya havuz sonrası kremi tekrar sürün. Şapka, güneş gözlüğü ve uzun, ince giysilerle fiziksel koruma sağlayın. 10.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmayın. 6 aydan küçük bebekleri güneş ışığından koruyun.

YAYGIN HATALAR

Barutcugil, güneş kremi kullanımındaki hatalara dikkat çekti: “Krem sadece yüze değil, ense, kulak arkası ve ayak üstüne de uygulanmalı. Nemlendiricilerdeki SPF yeterli değil, ayrı bir güneş koruyucu şart. Bulutlu havalarda bile UV ışınlarının %80’i cilde ulaşıyor, yanılmayın,” uyarısında bulundu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Güneş yanığına dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 14:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/17072025192901_59c970f953209db4d68974b33cd1b9d6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/17072025192901_59c970f953209db4d68974b33cd1b9d6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/17072025192901_59c970f953209db4d68974b33cd1b9d6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof Dr Özlü: 'Henipavirüs'te salgın tespit edilmiş değil]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-prof-dr-ozlu-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil-46141.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-prof-dr-ozlu-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil-46141.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Özlü: 'Henipavirüs'te salgın tespit edilmiş değil

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Özlü: 'Henipavirüs'te salgın tespit edilmiş değil

Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Çin'de bilim insanlarının yarasaların idrarı üzerinde yaptıkları çalışmalarda meyvelerden insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüs tespitine ilişkin, “Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Şu an da herhangi bir tehdit yok” dedi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüsle oluşan endişeye ilişkin konuştu. Herhangi bir salgın tehdidinin olmadığını aktaran Prof. Dr. Özlü, “Çin’in Yünnan eyaleti yakınlarında yarasalar üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucunda insanlarda ağır hastalık yapabilen bazı virüsler tespit edilmiş. Özellikle yarasaların böbreklerinden alınan idrar örneklerinde bu virüs ve bakteriler saptanmış. Aslında çok sayıda virüs ve bakteri var. Bu virüslerin 2 tanesi daha önceden insanlarda ağır akciğer hastalığı ve beyin iltihabına yol açan 2 virüs cinsine ait. Bunlar yeni ve daha farklı virüsler. Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Ancak, potansiyel olarak bu virüsleri insanda hastalık yapabilme riskinden söz edilebilir. Yarasalar o bölgelerde meyve bahçelerine yakın bir alanda yaşıyorlar. Bu virüsler, yarasa idrarlarıyla meyvelere bulaşabilir. Oradan da insana bulaşabilir ve hastalığa neden olabilir şeklinde bir endişeye yol açabilir. Şu anda herhangi bir tehdit yok" dedi.



'ZOONOTİK HASTALIKLARIN BULAŞMA VE YAYILMA OLASILIĞI ARTIYOR'

Prof. Dr. Özlü, yaban hayatı ile insan etkileşiminin artmasının risk oluşturduğunu belirterek, "Vahşi hayvanların yaşam alanlarına yaklaştıkça; bu tür farklı virüslerle karşılaşma oranımız, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıkların bulaşması ve yayılması olasılığı artıyor. İnsanların doğadaki vahşi hayvanların yaşam alanlarına dokunmadığı, müdahale etmediği bir anlayışı geliştirmeleri lazım. Doğanın bir parçasıyız. Bizler doğanın hakimi değiliz. Diğer canlılarla beraber dünyayı paylaşmayı öğrenmemiz lazım. Bir hayvan dışkısı ya da idrarı ile temas eden bir ürün varsa tüketmeyin ya da iyice temizleyerek tüketin" ifadelerini kullandı.

'YABAN HAYVANLARINDAKİ VİRÜSLER İNSANLARA GEÇEBİLİR'

Türkiye'de yaban hayvanlarına dair yapılmış bir virüs taraması olmadığını ifade eden Özlü, "Yaban hayvanlarında, domuzlarda, ayılarda ve diğer hayvanlarda yaşayan birtakım virüsler insanlara geçebilir. Böyle bir olasılık var. Türkiye’deki yaban hayvanlarına dair bir virüs taraması ait bilgi elimde yok. Hayvancılıkla uğraşan, kesim yapan, kesimhanede çalışan ya da çiftçilik yapan kişilerde hayvanlardan geçmiş bazı hastalıklara rastlayabiliyoruz. Mesela, tüberküloz en sık rastladığımız hastalık. Türkiye'de 'kuş gribi'ni yaşadık. Zaman zaman kümes hayvanları kaynaklı salgın halinde vakalar oluyor. Hayvanların hepsinde bu tür virüslerin olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir bölgede, belli bir yarasa idrarı ile çalışılmış. Dolayısıyla genelleme yapmak mümkün değil" diye konuştu. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof Dr Özlü: 'Henipavirüs'te salgın tespit edilmiş değil - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 08:45:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/prof-dr-ozlu-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil-114806-20250717.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/prof-dr-ozlu-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil-114806-20250717.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/prof-dr-ozlu-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil-114806-20250717.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi sorun]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-sorun-46107.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-sorun-46107.html</link>
                    <description><![CDATA[ Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenlerini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Seks bağımlılığının da diğer bağımlılıklarda olduğu gibi dopamin nörotransmiteri ile ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, psikolojik travmalar ve çevresel etkenlerle de tetiklenebilen karmaşık bir bağımlılık türü olduğunu söyledi.

İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenlerini açıkladı.

Bağımlılığın, dopamin kaynaklı haz arayışıyla tetiklendiğini belirten Hajiyeva, “Birey, dopamin salınımıyla haz yaşar, ancak tolerans gelişimi nedeniyle aynı aktiviteler tatmin etmez. Bu, farklı fantezilere ve dürtülere yönelimi artırır” dedi.

PREFRONTAL KORTEKS VE GENÇLİK FAKTÖRÜ

Beynin dürtüleri kontrol eden prefrontal korteks bölgesinin 20-25 yaşlarına kadar geliştiğini, bu nedenle gençlerde riskli cinsel davranışların daha sık görüldüğünü ifade eden Hajiyeva, “Prefrontal korteks geliştikçe fren mekanizması devreye girer, süreç kontrol edilebilir hale gelir. Ancak çocukluk travmaları, akran zorbalığı veya aile baskısı gibi psikolojik faktörler bağımlılığı tetikleyebilir” diye konuştu.

SOSYAL VE FİZYOLOJİK ETKİLER

Seks bağımlılığının bireyin sosyal, iş ve romantik hayatını olumsuz etkilediğini vurgulayan Hajiyeva, “Sürekli bastırılan dürtüler kaygı, yalnızlık ve depresyona yol açar. Öz saygı azalır, iş hayatında odaklanma sorunları yaşanır, hatta iş kaybına neden olabilir. Romantik ilişkilerde güvensizlik ve sadakatsizlik artar. Korunmasız cinsel ilişkiler, cinsel yolla bulaşan hastalıkları artırır” dedi.

Hajiyeva, bağımlılığı önlemek için okullarda sağlıklı cinsel bilgilendirme yapılması gerektiğini belirterek, “Çocuklar, sosyal medyada uygunsuz içeriklere maruz kalıyor. Cinselliği pornografiden değil, doğru kaynaklardan öğrenmeliler. Bu, bağımlılığı önlemede önemli bir adım” diye konuştu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi sorun - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 15:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/15072025214320_dc7ff2b595137a11b015490038e5852e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/15072025214320_dc7ff2b595137a11b015490038e5852e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/15072025214320_dc7ff2b595137a11b015490038e5852e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Profesörün, 'yanlışlıkla yutulanlar' koleksiyonu ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-profesorun-yanlislikla-yutulanlar-koleksiyonu-46013.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-profesorun-yanlislikla-yutulanlar-koleksiyonu-46013.html</link>
                    <description><![CDATA[Profesörün, 'yanlışlıkla yutulanlar' koleksiyonu ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ali ÇEVİKBAŞ/ISPARTA, (DHA)- ISPARTA'da Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Bölüm Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akçam, yanlışlıkla yutulan para, mıknatıs, toka, çivi, çatal iğne, küpe, yüzük, karabina, pil, oyuncaklardan koleksiyon yaptı.

Prof. Dr. Mustafa Akçam, hastalarının yuttuğu ve yemek ya da soluk borusundan operasyonla çıkarttığı cisimlerden koleksiyon yaptı. Mideden ya da nefes borusundan çıkartılan yabancı cisimler arasında para, toka, çivi, çatal iğne, küpe, yüzük, karabina, pil, oyuncak yer aldı. Yabancı cisim yutma ya da nefes borusuna kaçma şikayetiyle gelen hastaların çoğunlukla çocuklar olduğunu belirten Prof. Dr. Akçam, "10 yılda yaklaşık 350 çocuktan yabancı cisim çıkardık. Yemek borusunda cisim takılı kaldığı için yemek yiyemeyen, salyası devamlı dışarıya akan veya nefes borusuna kaçıp devamlı öksürük, solunum sıkıntısı olan çocuklarla karşılaşıyoruz" dedi.

EN ÇOK MADENİ PARA

Oyun çağındaki, yürümeye yeni başlayan çocukların küçük cisimleri ağzına götürmeye yatkın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akçam, kesici ya da delici cisim yutan vakalarla da karşılaştıklarını anlattı. Çocukların sıklıkla madeni para yuttuğunu anlatan Prof. Dr. Akçam, "Çocukların para dışında pil, saat pili, mıknatıs, oyuncak parçalarını yutma durumu söz konusu olabiliyor. Soluk borusuna da kaçabilir. Bu durumlar ani ve ciddi hayati sonuçları ortaya çıkarabilir" diye konuştu.

YABANCI CİSİM YUTULMASININ TEHLİKELERİ

Hastaneye başvuran ailenin verdiği hikaye ve çocuğun şikayetine göre tedavi uyguladıklarını anlatan Prof. Dr. Akçam, film çekiminde cam, plastik gibi maddelerin görülemediğini ifade etti. Endoskopiyle cismi belirleyip gerekli prosedürle yabancı cismi çıkardıklarına değinen Prof. Dr. Akçam, kesici, delici cisimlerin organlara, yemek borusuna zarar verebileceğine dikkat çekti. Yabancı cisim yutulmasının tehlikelerini anlatan Prof. Dr. Akçam, "Damara denk gelebilir ve yırtılmaya neden olursa ani kan kaybı yaşanabilir. Organda tıkanıklığa, delinmeye, enfeksiyona yol açıp zehirlenme yaşanabilir. Yemek borusuna kaçtıysa ani boğulma, oksijensiz kalmaya bağlı ölümle bile karşılaşabiliriz. Kapıdan, ameliyathaneye alıp cismin süratle çıkarılmasıyla hayata döndürülen vakalarımız da oldu" dedi.

AİLELERE UYARI

Ailelere tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Akçam, şunları söyledi:

"Etrafta metal para, mıknatıs, toka bırakılıyor, küçük çocukların omuzlarına ya da boynuna çeşitli takı takılıyor. Çatal iğne iliştiriliyor. Çocuk bunları tutup çekmeye ve ağzına götürmeye meyillidir. Bu şekilde çok vakayla karşılaştık. Bu tür durumlara dikkat edilmesini öneriyoruz. Özellikle çocuğun ulaşabileceği yerlerde temizlik malzemesi bırakılmamalı." (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Profesörün, 'yanlışlıkla yutulanlar' koleksiyonu  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 06:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/12072025093835_f84e6653377183a1d207652ace35302a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/12072025093835_f84e6653377183a1d207652ace35302a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/12072025093835_f84e6653377183a1d207652ace35302a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Trabzon'da hastanın karaciğerinden 90 santimetrelik kedi-köpek kisti çıkarıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-trabzonda-hastanin-karacigerinden-90-santimetrelik-kedi-kopek-kisti-cikarildi-45988.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-trabzonda-hastanin-karacigerinden-90-santimetrelik-kedi-kopek-kisti-cikarildi-45988.html</link>
                    <description><![CDATA[Hastanın karaciğerinden 90 santimetrelik kedi-köpek kisti çıkarıldı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hastanın karaciğerinden 90 santimetrelik kedi-köpek kisti çıkarıldı

Selçuk BAŞAR-Efnan DEMİREREN/TRABZON, (DHA)- GÜMÜŞHANE’de Asiye Taşdelen’in (76), karnındaki şişlik ve ağrı şikayetiyle başvurduğu hastanede yapılan tetkikler sonucu karaciğerinde tespit edilen ve toplamda 90 santimetreye ulaşan 3 ayrı kedi-köpek kisti, gerçekleştirilen operasyonla çıkarıldı. Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik, kedi ve köpeklerle oluşan kistlerin insanlara bulaşma riskine ilişkin uyarılarda bulunarak, “Dünya literatüründe 90 santimetreye ulaşarak tüm karnı dolduran kist görmedik. Ameliyatımız 2 saat sürdü” dedi.

Çiftçilik yapan Asiye Taşdelen karnındaki şişlik ve ağrı nedeniyle Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Taşdelen’e sağlık görevlileri tarafından yapılan muayene ve görüntüleme tetkiklerinde karaciğerinde 90 santimetreye ulaşarak karnını kaplayan 3 ayrı kedi-köpek kisti saptandı. Hasta için ameliyat kararının verilmesiyle 2 saat süren operasyon sonucunda Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Aydın Aktaş tarafından kistlerin 2’si çıkarılırken 1’inin içi boşaltılarak kontrol altına alındı. Dünya literatüründe 90 santimetreye ulaşarak tüm karnı dolduran bir kist ile ilk kez karşılaşıldığını ifade eden Dr. Çelik, kedi-köpek kisti olarak bilinen hastalığın bulaşma yollarını anlattı. Dr. Çelik, genellikle sokak hayvanları ile veteriner kontrolü yapılmayan evcil hayvanların dışkısıyla doğrudan temas veya dışkı bulaşan toprak, su veya yiyecekler yoluyla insan vücuduna geçen parazitlerin bu hastalığa neden olduğunu ifade etti. Dr. Çelik, kistin zamanla karaciğer, akciğer ve diğer organlara yerleşerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu.

‘TÜM KARNI KİST İLE KAPLIYDI’

Hastanın tüm karnının kistle kaplı olduğunu ifade eden Dr. Çelik, “Trabzon’da Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi bir ilke vesile oldu. Hastamız Gümüşhane’den karın şişliği ve ağrısı ile bizlere müracaat etti. Geldiğinde ileri tetkikleri yaparak, tüm karnını dolduran bir kitle ile karşılaştık. Durumu detaylandırınca kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük. Hastamızın yandaş hastalıkları vardı. O hastalıkları ekarte edebilmek için ilgili branşlarla birlikte vakayı değerlendirdik. Hastamızın ameliyat olabilirliğini tartıştık. Konsey kararı ile ameliyatına karar verdik. Hastamızın karaciğerinde 3 ayrı kist vardı. Tüm karnı kist ile kaplıydı. 2 tanesinin tamamına çıkardık. Diğerini ise kontrole alarak içini boşalttık. Dünya literatüründe 90 santimetreye ulaşarak tüm karnı dolduran kist görmedik. Ameliyatımız 2 saat sürdü. Hastamızın safra yolları kontrol edildi. Hastamızın durumu gayet iyi. Solunum cihazından bağımsız olarak kendi başına solunum yapabiliyor. Yarın da servise alacağız” dedi.

‘TESADÜFEN FARK EDİLİR’

Dr. İsmet Çelik, insan vücudundaki kedi-köpek kistinin genellikle hayvan dışkısı ya da tüketilen gıdalar yoluyla bulaştığını ve tesadüfen fark edilebileceğini belirterek, “Asiye Hanım, çiftçilik yapan bir ev hanımı. Bu yüzden kedi ve köpekle teması söz konusu. Evcil kedi ve köpek baktıkları için böyle bir şeyin olabileceğini düşünememişler. Bu kist 4-5 yıldan daha fazla bir süreçte oluşmuş. Kistin varlığı, kan testiyle, herhangi bir tarama sırasında ortaya çıkar. Herkeste oluşabilir. Karaciğer başta olmak üzere akciğer ve diğer organlara da bulaşabilir. Bu kist, kedi ve köpeklerin dışkısı ve yediği yiyeceklerle bulaşan bir hastalık. Kedi-köpek kisti, genellikle tesadüfen fark edilir. Karaciğere yerleşir. Bu hastamızda da durum öyle olmuş” dedi.

‘HAYVANLARIN SAĞLIĞINI KONTROL ETTİRMELİLER’

Kedi ve köpeklerle temas eden vatandaşlara uyarılarda bulunan Çelik, “En korktuğumuz şey; alerjik bir durumun olması. 90 santimetrelik kist vücuda yayıldığı zaman alerjik bir durumda hastanın ölümüne sebep olabilmesi. Göremediğimiz yayılımlar için tedbir alıyoruz. Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler” diye konuştu. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Trabzon'da hastanın karaciğerinden 90 santimetrelik kedi-köpek kisti çıkarıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 10:39:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzonda-hastanin-karacigerinden-90-santimetrelik-kedi-kopek-kisti-cikarildi-134139-20250711.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzonda-hastanin-karacigerinden-90-santimetrelik-kedi-kopek-kisti-cikarildi-134139-20250711.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/trabzonda-hastanin-karacigerinden-90-santimetrelik-kedi-kopek-kisti-cikarildi-134139-20250711.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[25 farklı kanser türünde kullanılan 5 ilaç geri ödeme kapsamına alındı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.taka61.net/haber-25-farkli-kanser-turunde-kullanilan-5-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi-45934.html</guid>
                    <link>https://www.taka61.net/haber-25-farkli-kanser-turunde-kullanilan-5-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi-45934.html</link>
                    <description><![CDATA[25 farklı kanser türünde kullanılan 5 ilaç geri ödeme kapsamına alındı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA, (DHA)- ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 25 farklı kanser alt türüne karşı uygulanan 5 immünoterapi ilacının Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.

Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantımızın ardından açıkladığı müjdeyle kanserle mücadele eden vatandaşlarımıza önemli bir destek sağlayacağız. Vücudun kendi bağışıklık sistemiyle beraber 25 farklı kanser alt türüne karşı uygulanan 5 immünoterapi ilacını Sosyal Güvenlik Kurumumuzun geri ödeme kapsamına alıyoruz. Yapılacak düzenlemeyle 48 bin kanser hastası bu tedavilerden faydalanacak. Düzenlemeyle birlikte geri ödeme listesindeki kanser ilacı sayısı 784'e yükselmiş olacak. Kanserle savaşan vatandaşlarımızın mücadelelerinde yanlarında olmaya devam edeceğiz. İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. (DHA)

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.taka61.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[25 farklı kanser türünde kullanılan 5 ilaç geri ödeme kapsamına alındı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 23:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.taka61.net/images/haber/10072025021301_2c337f78bc3cd0f7ae052b84fdebb408.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.taka61.net/images/haber/10072025021301_2c337f78bc3cd0f7ae052b84fdebb408.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.taka61.net/images/haber/10072025021301_2c337f78bc3cd0f7ae052b84fdebb408.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>